top of page

HAVAYOLU AÇIKLIÄžI VE VENTİLASYONUN SAÄžLANMASI

ERİŞKİNLERDE HAVAYOLU AÇIKLIÄžI VE VENTİLASYONUN SAÄžLANMASI

​

Önemli olan entübasyon deÄŸil oksijenasyondur!

    Hastane öncesi havayolu yönetimi tecrübe ve beceri isteyen bir durumdur. Havayolu açıklığının ve bütünlüğünün saÄŸlanamaması ölümle sonuçlanabilir.

Havayolu açma yöntemi basit bir çene açma manevrası olabileceÄŸi gibi çeÅŸitli araç gereçlerin kullanıldığı daha karmaşık iÅŸlemleri içeren bir yöntem de olabilir. Birden fazla yöntem konusunda bilgi ve beceri sahibi olunması yeterli ventilasyon ve oksijenizasyonun saÄŸlanabilmesi için çok önemlidir.

​

   Hastane öncesi acil saÄŸlık hizmetlerinde havayolu açmayı gerektiren durumların başında kardiyak arrest ve travmalar gelmektedir. Bu durumlarda altın standart endotrakeal entübasyon olsa da hastane öncesi koÅŸullar göz önünde bulundurularak, uygulayıcının deneyimi, hastanın özellikleri, ortam ve olay yeri koÅŸullarına göre farklı yöntemlerin kullanılması gerekebilir. Zor havayolu yönetimi de hastane öncesinde oldukça sık karşılaşılan ve havayolu yönetiminde bilinmesi ve gerektiÄŸinde uygulanması gereken önemli bir beceridir.

​

    Havayolu yönetimi; havayolu açıklığının deÄŸerlendirilmesi ve açıklığın saÄŸlanarak oksijenasyonun ve ventilasyonun saÄŸlanması ile baÅŸlar (2). Havayolunun desteklenmesi kararı genellikle klinik bulgulara göre, laboratuar gerekmeden hastane öncesi süreçte verilmelidir.

​

    Havayolunun normal anatomik ve fizyolojik özeliklerinin bilinmesi anormal bulguların farkındalığı için önemlidir. Yine havayolunun deÄŸerlendirilebilmesi, gerekirse entübasyon ve diÄŸer giriÅŸimlerin endikasyonunu koyma aÅŸamasında da önemlidir (örneÄŸin: zor entübasyon olgusu).

​

    Üst solunum yolları; burun, farinks ve larinksten oluÅŸmaktadır . Alt solunum yollarını ise trakea, bronÅŸlar ve akciÄŸerler oluÅŸturur.

​

    Hava burun kanatlarından girerek nemlendirilmiÅŸ, ısıtılmış ve kirlerden arındırılmış ÅŸekilde ilerler. Burun kavitesinden sonra farinks baÅŸlar. Farinks yumuÅŸak damaktan özefagus üst giriÅŸine kadar ilerleyen, kas ve mukozal membranlardan oluÅŸan bir yapıdır.

​

    Farinks, burun bölümü (nazofarinks), ağız bölümü (orofarinks), gırtlak bölümü (laringofarinks) olmak üzere 3 bölümden oluÅŸur. Besinlerin yutulmasında ve havanın solunması sırasında yumuÅŸak damak ve gırtlak kapağı (epiglot) solunum ve sindirim yollarını birbirinden ayırır.

    Farinks ve trakea arasında larinks bulunur. Larinks (gırtlak), solunan havanın alt solunum yollarına geçiÅŸini ve sesin oluÅŸumunu saÄŸlar.

    Ses plikalarının arasındaki boÅŸluÄŸa glottis denir. Glottisin üzerinde ve dilin arkasında bulunan epiglot yutma esnasında glottisi kapatarak yutulan besinlerin solunum yoluna kaçmasına engel olur. Glottis denilen açıklığın etrafında baÄŸ doku, kas doku ve mukozadan oluÅŸan yapılar plica vocalisi (ses tellerini) oluÅŸturur. Soluk verme esnasında hava geçerken ses tellerini titreÅŸtirerek sesin oluÅŸumunu saÄŸlar.

ALT SOLUNUM YOLLARI

    Alt havayollarına geçen hava trakeadan geçip bronÅŸlara ve son olarak alveollere kadar ilerler, oksijenkarbondioksit deÄŸiÅŸimi yani respirasyon gerçekleÅŸir. Trakea, kıkırdak yapıda olup yemek borusunun (özefagus) önünde yer alır. 4-5 göÄŸüs vertebrası hizasına kadar devam edip burada iki önemli kola ayrılır. Trakea, üst üste dizilmiÅŸ 15-20 adet U harfi ÅŸeklinde açıklığı arkaya bakan trakeal kıkırdaklardan oluÅŸmuÅŸtur. Trakeadan ayrılan kollar bronÅŸ adını alır. Trakeadan sonra bronÅŸların kademeli bir ÅŸekilde bölünerek oluÅŸan, çapları ince ve küçük olan hava yolları bronÅŸiol olarak adlandırılır. En küçük havayolu organı ise alveoldür.Gaz deÄŸiÅŸimi burada yapılır.

    Her nefes alımı ile hava akciÄŸerlere dolar ve alveollerde oksijen karbondioksit deÄŸiÅŸimi gerçekleÅŸir. Bu transferi bozacak her durum oksijenizasyona engel olur ve havayoluna yönelik bir müdahale gerektirir.

​

    EriÅŸkinlerde normal dinlenme esnasındaki ventilasyonda yaklaşık 500 ml hava akciÄŸerlere transfer olur (tidal volüm). Dakika volumü ise tidal volümün dakikada alınan soluk sayısı ile çarpımıdır (Örn; 500 ml X14 soluk/dk = 7000 ml/dk). Kısaca yeterli karbondioksit atımı ve oksijenizasyon saÄŸlanabilmesi için dakikada yaklaşık 7 litre hava akciÄŸerlere geçmelidir.

 

• Ventilasyon: Havanın akciÄŸerlere girip çıkma hareketi,

• Oksijenasyon: Hemoglobinin oksijenle yüklenmesi,

• Respirasyon: Alveol düzeyinde oksijen ve karbondioksitin yer deÄŸiÅŸtirme mekanizmasıdır.

 

    Oksijenizasyonun ve karbondioksit atımının saÄŸlandığı bu sistemdeki aksaklıklar travma

gibi farklı durumlar sonucu ortaya çıkabilir:

1. Hipoventilasyon solunum sisteminin kontrolündeki bozulmalar nedeniyle oluÅŸabilir (örneÄŸin travma sırasında beyin hasarı oluÅŸan olgular gibi)

2. Hipoventilasyon havayolundaki herhangi bir obstrüksiyon nedeniyle meydana gelebilir.

3. Hipoventilasyon akciÄŸerlerin havalanmasını engelleyen herhangi bir patoloji nedeniyle gerçekleÅŸebilir.

4. Hipoksemi (kandaki oksijen seviyesinin azalması) oksijenin alveol seviyesinde değişimi aşamasındaki bir patoloji nedeniyle oluşabilir.

5. Hipoksemi alveollere gelen kan akımının yetersizliği nedeniyle de oluşabilir.

6. Hipoksemi kapillere ulaÅŸan yetersiz hava nedeniye oluÅŸabilir (örneÄŸin alveollerin sıvı ile dolması).

HAVAYOLU YÖNETİMİ

​

    Havayoluna müdahale etmek gerekliliÄŸinin kararını vermek için yeterli bilgi ve tecrübe gereklidir.

 

ADIM 1

Havayolu Yönetiminde ilk aÅŸama havayolu açıklığının deÄŸerlendirilmesi ve korunması ile baÅŸlar.

​

    Hasta mevcut ÅŸuur durumuna ya da mevcut travmatik lezyonların (ağız içi travmalar, trakea yaralanmaları gibi) varlığına göre havayolunu koruyamayabilir, kusma, aspirasyon ve hipoksi geliÅŸebilir. Bu durumda acil müdahale gerekebilir.

 

    Hastane öncesi havayolu giriÅŸimine gerek duyulan en sık nedenlerden biri havayolu tıkanıklıklarıdır.

 

    ÇeÅŸitli nedenlerle havayolu tıkanıklığı geliÅŸebilir. Bunların başında bilinç kaybı geliÅŸmiÅŸ olan hastalar gelmektedir. Bu hastalarda hızlı bir deÄŸerlendirme ile havayolunun kontrolü ve oksijenizasyon ile ventilasyonun saÄŸlanması esastır. Bu yaklaşım beyin ve diÄŸer hayati organlarda ikincil hasar oluÅŸmasını önlemede önemlidir.

 

HAVAYOLU TIKANIKLIÄžI

​

    Havayolundaki tıkanıklık kısmi veya tam olabilir. Tıkanıklık burun ve ağızdan aÅŸağıda bronÅŸlara kadar herhangi bir düzeyde olabilir.

​

    Faringeal tıkanıklık: Bilinci kapalı hastada havayolu tıkanıklığının en sık görüldüğü yer farinksdir. Bu tıkanıklığın nedeni tonusunu kaybetmiÅŸ kaslar nedeni ile dil ve epiglottur.

 

    Bilinç kaybı olan hastada havayolu tıkanıklığı aÅŸağıdaki nedenlerden dolayı da geliÅŸebilir:

• Takma diÅŸler

• Yiyecek maddeleri

• Kusmuk

• Kan

• Sekresyonlar

 

    Laringeal tıkanıklık: Yanıklar sonucu oluÅŸan ödem, inflamasyon veya anaflaksi nedeni ile ortaya çıkabilir.

Üst hava yollarının uyarılması veya yabancı cisim inhalasyonu laringeal spazma yol açabilir.

​

    Larinks seviyesinin altındaki havayolu tıkanıklığı nadirdir, ancak aşırı bronÅŸial sekresyonlar, mukoza ödemi, bronkospazm, akciÄŸer ödemi veya mide içeriÄŸinin aspirasyonu sonucu ortaya çıkabilir. Havayoluna travma, hematom ve tümör gibi dıştan basılar da olabilir.

 

    Havayolu tıkanıklığını saptamak için en iyi yol “bak, dinle, hisset” yaklaşımıdır.

• Bak (göÄŸüs ve karın hareketleri, ajitasyon, bilinç bulanıklığı, siyanoz, retraksiyonlar)

• Dinle (horlama, hırıltı (stridor), hışıltı (wheezing), ses kısıklığı)

• Hisset (ağız ve burundaki hava akımını hisset)

​

ADIM 2

Ağız içi kontrolü yapıldığında havayolunu tıkayan herhangi bir ÅŸey varsa gerekirse aspirasyon uygulanmalı veya yabancı cisimler uygun ÅŸekilde çıkartılmalıdır.

 

    Hastayı yeterli ventile edebilmek ve oksijenizasyonunu saÄŸlayabilmek için havayolunu temiz ve açık tutmak gereklidir. Ağız içi ve orofarinksin kontrolü yapılır, bu esnada sekresyonlar, yabancı cisimler veya düşmüş, kırılmış diÅŸler ve diÅŸ parçalarının varlığına bakılır. DiÅŸler düzgün olarak duruyorsa, havalandırmayı daha iyi gerçekleÅŸtirebilmek için yerinde bırakmak daha uygun olacaktır (2). Sekresyon, kan ya da kusmuk var ise aspiratör aracılığı ile temizlenmelidir. Bu aÅŸamada görülen yabancı cisimler parmaklarla yerinden sürüklenip ağızdan çıkarılır.

 

Havayolu tıkanıklığı olgularında, ağız içine körlemesine parmak asla sokulmamalıdır.

 

    Aspiratör havayoluna müdahale edilecek her durumda hazır olmalıdır. Çünkü havayolunun yeterince açık ve temiz olmaması ventilasyona engel olup hastanın kaybına bile yol açabilir.

​

    Aspirasyon gerekli ise tıkanıklığın tipi ve yaÅŸa özgü uygun cihaz ve malzeme kullanılmalıdır. Aspiratörlerin farklı kateterleri vardır:

 

a) Tonsil tip: Ağız ve orofarinksteki büyük partiküllerin ve hacimli sekresyonların uzaklaştırılmasında kullanılır.

b) Whistle tip: Nazofarinksdeki ve sert kateterlerin kullanılamayacağı diğer durumlarda kullanılır.

 

Aspirasyon üç farklı ÅŸekilde yapılabilir:

1. Orofaringeal veya nazofaringeal aspirasyon

2. Orotrakeal ve nazotrakeal aspirasyon

3. Trakeal aspirasyon

 

    Aspiratör kullanılmadan önce çekiÅŸ gücü kontrol edilmelidir. Çünkü parçaların tam monte edilmemesi yetersiz çekim gücüne yol açabilir. Aspiratör basıncı ve kullanılacak kateterin boyutu;

• YenidoÄŸanda 60-80 mmHg , sonda no: 6 Fr

• Çocuklarda 80-100 mmHg, sonda no: 8-10 Fr

• YetiÅŸkinlerde 80-140 mmHg, sonda no: 12-14 Fr olmalıdır.

 

    Tek seferde aspirasyon süresi eriÅŸkinlerde 15 saniyeyi, çocuklarda 10 saniyeyi, bebek ve yenidoÄŸanlarda 5 saniyeyi GEÇMEMELİDİR.

 Orofaringeal aspirasyon; özellikle ağız boÅŸluÄŸu ve farinksteki sekresyonun, kusmuk, kan ve sıvı formda olan yabancı içeriklerin solunum yollarından atılıp havayolu açıklığının saÄŸlanabilmesi ve akciÄŸerlerin yeterli havalanması ile hastanın daha rahat/etkin solunum yapabilmesi amacıyla uygulanır. Kullanılacak aspirasyon kateterinin ağız içinde ne kadar ilerletileceÄŸini belirlemek için hastanın ön kesici diÅŸleri ile çenesinin köÅŸesi (angulus mandibula) arasındaki vertikal mesafe esas alınır. Kateter emiÅŸ (aspirasyon) yapmadan ağız boÅŸluÄŸuna sokulur, ağız içinde belirlenen uzunlukta dil tabanına yerleÅŸtirilir ve ilerletilir. Klemp açılır ve aspirasyon kateteri kendi etrafında döndürülerek ve geri çekilerek uygulama yapılır.

    Nazofaringeal aspirasyon; burun boÅŸluÄŸuna girilerek solunum yollarındaki her türlü yabancı cisim ve sekresyonların temizlenmesi amacıyla kullanılan aspirasyon yöntemlerinden biridir. Ağızdan aspirasyonun yapılamadığı durumlarda, burun içinde aşırı sekresyon varlığında ya da aÄŸzın açılamadığı durumlarda kullanılabilir. Nazofaringeal aspirasyonda kateter nazikçe inspirasyon sırasında burun deliÄŸinden farinkse doÄŸru ilerletilir. Kateter parmaklar arasında, kendi çevresinde döndürülerek ve geri çekerek aralıklı aspirasyon uygulanır. Bebeklerde 4- 8 cm, çocuklarda 8-12 cm, eriÅŸkinlerde 16 cm ilerletilir. Aynı zamanda uygun kateter boyu burun ucu ile kulak tragusu (dış kulak yolu deliÄŸinin ön tarafındaki kıkırdak çıkıntı) arasındaki mesafe ile de belirlenebilir.

    Nazotrakeal aspirasyonda; kateter burun deliÄŸinden trakeaya doÄŸru itilir. Bu arada hastanın nefes almasına izin verilir.

 

    Trakeal (endotrakeal tüp içi) aspirasyon; entübe edilen ÅŸuuru kapalı hastalar pulmoner sekresyonlarını ya da yabancı madde aspirasyonu varsa bu maddeleri öksürme refleksi ile doÄŸal yoldan çıkartamadıklarından bu sekresyonların birikimi havayolu tıkanıklığına ve yetersiz akciÄŸer ventilasyonuna neden olmaktadır. Bu sekresyonların temizlenmesi amacıyla bu yöntem kullanılır (6,7). Trakeal aspirasyon sırasında steril teknik kullanılmalıdır. Aspirasyon sondasının çapı, entübasyon tüpü/ trakeostomi kanülünün çapının 1/3’ü kadar olmalı ve aspirasyon sondası da entübasyon tüpünden uzun olmalıdır.

 

• İki uygulama arası 20–30 sn den daha kısa olmamalıdır.

• Aspirasyon sırasında Balon–Valf-Maske hazır ve oksijen kaynağına baÄŸlı halde bulundurulmalıdır.

 

    Çünkü aspirasyon iÅŸlemi sırasında hastanın havayolundaki oksijenin aspire edilmesi ve iÅŸlem sırasında kısa süreli oksijen desteÄŸinden ayrılması geçici olarak hipoksiye neden olabilir. Hipoksi nedeniyle hastanın aspirasyon iÅŸlemi sırasında genel durumu bozulabilir ve siyanozu, aritmileri olabilir. Bu durumlarda Balon- Valf-Maske ile ventilasyona ihtiyaç duyulabilir. Aynı zamanda iÅŸlem sırasındaki hipoksi riski nedeniyle hasta iÅŸlemin öncesinde kardiyopulmoner resüsitasyonu bölmeyecek ÅŸekilde mümkün ise % 100 O2 ile iÅŸlem öncesi 2 dk, iÅŸlem sonrası 1 dk ventile edilmelidir. Aspirasyon sondası, tüp içerisinde ilerletilirken aspiratör kapatılır. Kateter ile belirlenen derinliÄŸe inilir ve aspiratör çalıştırılır. EriÅŸkinlerde en fazla 15 sn sürecek ÅŸekilde aspirasyon iÅŸlemi uygulanır ve kateter döndürülerek çıkarılır.

 

    Ağız içi sekresyonların aspirasyonu için kullanılan kateterler tekrar kullanılmamalı, tüp içi aspirasyon için yeni kateter açılmalıdır.

 

Aspirasyonun Komplikasyonları;

• En temel komplikasyon aspiratörun hastanın soluduÄŸu oksijeni de aspire etmesi yani hipoksiye yol açmasıdır. Hipoksi nedeniyle de aritmiler geliÅŸebilir.

• Hastanın öÄŸürme refleksini uyarabilir ve kusmasına neden olabilir.

• Dikkatsiz uygulamalar farinks ve yumuÅŸak dokularda travmaya ve kanamalara yol açabilir.

• Vagal uyarı nedeniyle bradikardi, laringospazma yol açabilir.

 

    Aspirasyon sırasında; hastanın kalp atım hızı, ritmi, solunumu ve cilt rengi gözlemlenmelidir. Çünkü aspirasyon uygulaması; posterior farinksin uyarılması ile vagal refleks bradikardiye, laringospazma ya da uygulama esnasında oluÅŸabilecek hipoksi nedeniyle aritmilere yol açabilir.

ADIM 3

Ağız içi kontrolü yapıldıktan (kan, kusmuk, yabancı cisim vb.) sonra havayolu açıklığı saÄŸlamak için Temel Havayolu Açma Yöntemlerine baÅŸvurulur.

 

    Dil ve diÄŸer üst solunum yolu yapılarına baÄŸlı oluÅŸan havayolu tıkanıklığını gidermek için kullanılan iki temel havayolu açma yöntemi vardır.

 

1. BaÅŸ Geri Çene Yukarı Manevrası (Head Tilt-Chin Lift): EÄŸer hastada baÅŸ boyun travması yok ise, saÄŸlık personeli bir elini hastanın alnına yerleÅŸtirerek başı nazikçe geriye doÄŸru iterken, öbür elinin parmak uçlarını mandibula altına yerleÅŸtirerek çeneyi ön-yukarıya doÄŸru iter. Bu manevra sırasında havayolunun tıkanmaması için çene altı yumuÅŸak dokuya bası yapılmamasına özen gösterilmelidir.

2. Çene İtme Manevrası (Jaw-Thrust): EÄŸer hastada ÅŸüpheli veya kesin baÅŸ boyun travması var ise saÄŸlık personeli hastanın baÅŸucuna geçerek, baÅŸparmak dışındaki iki elin parmaklarını alt çene köÅŸelerine (angulus mandibulalara) yerleÅŸtirip çeneyi yukarı doÄŸru kaldırır ve serbest kalan baÅŸparmaklar ile aÄŸzı açar. Çenenin bu hareketiyle havayolları minimal bir baÅŸ hareketiyle açılmış olur. Çene itme manevrası hastanın başını ve servikal omurgasını hareket ettirmeden havayolunun açılmasını saÄŸlayabildiÄŸinden deneyimli saÄŸlık personeli için travma ve travma ÅŸüphesinde öncelikle tercih edilmesi gereken havayolu açma manevrasıdır. Ancak bu manevra ile havayolu açıklığı saÄŸlanamıyorsa servikal omurga zedelenmesi ihtimali göz önünde bulundurularak baÅŸ geriye çene yukarı manevrası uygulanabilir.

ADIM 4

Hastanın solunumu basit manevralar ile saÄŸlanamaz ya da yetersiz ise havayolu açıklığını sürdürmeye yardımcı malzemeler kullanılır!

 

    BaÅŸ ve boyun pozisyonu verildikten sonra 2 tip basit havayolu malzemesi kullanılır.

1. Orofaringeal Airway

2. Nazofaringeal Airway

 

1. Orofaringeal Airway Endikasyonları:

• Havayolu açıklığını ve devamlılığını koruyamayan hastanın havayolunu açmak amacıyla kullanılır.

• Entübe hastanın uyanıklık esnasında tüpü ısırmasını engellemek için entübasyon sonrası tüpün bir tarafından ağız içine yerleÅŸtirilir.

 

Kontrendikasyonları:

• Uyanık, yarı uyanık ve öÄŸürme refleksi olan hastalarda kullanılmamalıdır. ÖÄŸürme refleksini uyararak hastanın kusmasına ve mide içeriÄŸinin aspirasyonuna neden olabilir.

    Kullanılacak orofaringeal airwayin yaklaşık boyutunu seçmek için hastanın ön kesici diÅŸleri ile çenesinin köÅŸesi (angulus mandibula) arasındaki vertikal mesafe esas alınır.

Orofaringeal airway uygulaması:

• Uygun orofaringeal airway boyutu belirlenir.

• Hastanın aÄŸzı açılır.

• Hastanın ağız içi orofaringeal airway girmesini engelleyecek yabancı cisim açısından kontrol edilir.

Yabancı cisim varsa gerekli temizleme işlemi yapılır.

• BaÅŸ ve boyuna uygun pozisyon verilir.

• Konkav kısmı üst diÅŸlere bakacak ÅŸekilde sert ve yumuÅŸak damağın birleÅŸim yerine kadar ağız içinde ilerletilir (Resim 7A). Daha sonra orofaringeal airway 180 derece çevrilir (Resim 7B) ve orofarinkste uzanabildiÄŸi yere kadar ilerletilir (Resim 7C). Orofaringeal airway yerleÅŸtirirken sık olmasa da, dil geriye doÄŸru itilebilir ve sonuçta tıkanıklığı azaltacağına daha da arttırabilir. Bu ağız içinde 180 derece çevirme tekniÄŸi, dilin arkaya ve aÅŸağıya doÄŸru itilme riskini en aza indirir.

• Airway in yerleÅŸtirilmesini takiben, baÅŸ geri-çene yukarı veya çene itme pozisyonu korunarak bak-dinle hisset yöntemi ile havayolu açıklığı ve ventilasyon kontrol edilir.

    Orofaringeal airway çıkartılırken uç kısmından tutulup kıvrım kısmına dikkat edilerek yumuÅŸak bir ÅŸekilde çıkartılır.

 

2. Nazofaringeal Airway Endikasyonları:

• Havayolu açıklığını ve devamlılığını koruyamayan hastanın havayolunu açmak amacıyla kullanılır.

• Bilinç kaybı tam olmayan ve öÄŸürme refleksi bulunan hastalarda tercih edilmelidir. Bilinç kaybı çok derin olmayan hastalarda orofaringeal airwaye göre daha kolay tolere edilir. Spontan solunumu olan ya da ÅŸuuru açık hastalarda öÄŸürme refleksini uyarmadığı için tercih edilebilir.

• Çene kilitlenmesi (trismus) veya maksillofasiyal yaralanması olan hastalarda hayat kurtarıcı olabilir.

 

Kontrendikasyonları:

• Aktif burun kanaması bulunan hastalarda kullanılmamalıdır.

• Nazal kemik kırığı ÅŸüphesi olan hastada kullanılmamalıdır.

• Kafa kaidesi kırıkları ya da ÅŸüphesi varlığında kranial kaviteye girme tehlikesi nedeniyle kullanılmamalıdır. Nazofaringeal airwayler iç çaplarına göre milimetrik olarak boyutlandırılır. Uzunlukları çapla beraber artar. YetiÅŸkinler için 6-7 mm çapta olan airwayler uygundur. Uygun boy, burun ucu ile kulak tragusu (dış kulak yolu deliÄŸinin ön tarafındaki kıkırdak çıkıntı) arasındaki mesafe ile belirlenir (Resim 8). Vakaların % 30’unda uygulamaya baÄŸlı burun kanaması görülebilir. Nazofaringeal airway uzunsa laringeal veya glossofaringeal refleksleri uyararak laringospazm ve kusmaya neden olabilir.

Nazofaringeal airway uygulaması:

• SaÄŸ burun deliÄŸinin açık olup olmadığına bakılır.

• Airway suda çözünür bir jel ile kayganlaÅŸtırılır. Burun mukozası damarların yoÄŸun olduÄŸu bir bölgedir.

    Airway kayganlaÅŸtırılmazsa yerleÅŸtirilmesi sırasında travmaya baÄŸlı kanama ve havayolunun kan ile tıkanmasına sebep olabilir.

• Airway eÄŸik ucu dik olarak burun tabanı boyunca hafif döndürme hareketleri ile ilerletilir.

• İlerleme olmaması veya tıkanıklık durumunda sol burun deliÄŸi kullanılır.

• Airway yerleÅŸtirilir yerleÅŸtirilmez havayolu açıklığı ve ventilasyon “bak, dinle, hisset” yöntemi ile kontrol edilir.

• Nazofaringeal airway olmadığı durumlarda ince çaplı bir endotrakeal tüp de aynı iÅŸlem için kullanılabilir.

    Ancak bu durumda endotrakeal tüpün uzunluÄŸunun daha önce belirtilen ÅŸekilde ayarlanması gerektiÄŸinden ajutajın olduÄŸu kısmından kesmek gereklidir.

ADIM 5

Yardımcı temel havayolu malzemeleri ile solunum sağlanamıyorsa ya da yetersiz ise hasta BALON-VALF-MASKE ile havalandırılır.

 

BALON-VALF-MASKE (BVM)

Endikasyonları:

• Solunum yetmezliÄŸi olan ve solunum desteÄŸine ihtiyaç duyulan her durumda endike olabilir. Åžuuru tam kapalı olan ve olmayan hastalarda solunum desteÄŸi amacıyla kullanılır.

• Tamamen apneik hastalarda ve kardiyopulmoner resüsitasyon esnasında ventilasyon için kullanılır.

​

Kontrendikasyonları:

• Balon-Valf-Maskenin çok nadir olmakla beraber kullanılmasının zarar getireceÄŸi durumlar vardır.

    Bunlardan en önemlisi; ağız içinde yabancı içerik (kusmuk, yabancı cisim gibi ) varlığıdır. Aspirasyon tehlikesi nedeniyle bu yabancı maddeler ağız boÅŸluÄŸundan uzaklaÅŸtırılmadan Balon-Valf-Maske uygulaması yapılmamalıdır.

• Ciddi yüz ve göz travmasında travmalı alana direkt bası uygulanmamasına dikkat edilmelidir. Çünkü bası ile travmanın ÅŸiddeti doku hasarı artabilir.

 

    KendiliÄŸinden soluyamayan ya da solunumu yetersiz olan hastalarda mümkün olan en kısa zamanda yapay solunuma geçilmelidir. KendiliÄŸinden ÅŸiÅŸen balon; yüz maskesine, endotrakeal tüpe veya laringeal maske gibi alternatif bir havayolu aracına baÄŸlanabilir. Balon kısmı sıkıldığında içindeki havayı akciÄŸerlere gönderir. Tek yönlü valf sistemi ile tekrar hava ile dolar.

Tek kişi ile Balon-Valf-Maske uygulaması:

    Balon-valf-maske, yüksek konsantrasyonda oksijenle ventilasyona izin vermesine raÄŸmen tek kiÅŸi ile kullanımı yüksek oranda beceri gerektirir. Bu teknikte kiÅŸi, bir elin baÅŸ ve iÅŸaret parmakları ile C ve diÄŸer parmakları ile de E ÅŸeklinde maskeyi tutar(C-E tekniÄŸi), diÄŸer el ile balonu sıkar.

    EÄŸer mümkünse (yeterli personel ve uygun ortam) 2 kiÅŸi ile Balon-Valf-Maske uygulaması tercih edilmelidir. Bu yöntemin hastaya daha efektif ve güvenli ventilasyon saÄŸladığı kanıtlanmıştır.

 

İki kişi ile Balon-Valf-Maske uygulaması:

    İki kiÅŸi C-E tekniÄŸi: Tek kiÅŸi tekniÄŸi ile yeterli solunum desteÄŸi saÄŸlanamıyorsa iki kiÅŸi ile balon maske uygulamasına geçilmelidir. Bu teknikte bir kiÅŸi her iki elinin baÅŸ ve iÅŸaret parmakları ile C ve diÄŸer parmakları ile de E ÅŸeklinde maskeyi tutar.DiÄŸer kiÅŸi ise balonu sıkarak hastanın akciÄŸerlerine yeterli volümün gitmesini saÄŸlar.

İki kişi T-E kavraması tekniği (Thenar Eminence):

    SaÄŸlık personeli hastanın baÅŸucuna geçer ve baÅŸparmak dışındaki iki elin parmaklarını alt çene köÅŸelerine (angulus mandibulalara) yerleÅŸtirip çeneyi yukarı doÄŸru kaldırdıktan sonra serbest kalan baÅŸparmaklar ile maskeyi yüze yapışık halde kavrar ve basınç uygular. Bu teknikte saÄŸlık personeli çene itme manevrası (jaw trust) yapacakmış gibi yüze yapışık olan maskeyi her 2 elinin baÅŸparmakları ile kavramalı ve çeneyi yukarı itip havayolunu açarak, maskeyi hava kaçağı oluÅŸturmadan tutabilmelidir. DiÄŸer kiÅŸi balonu sıkarak hastanın akciÄŸerlerine yeterli volümün gitmesini saÄŸlar. T-E tekniÄŸi saÄŸlık personelinin yorulmadan, diÄŸer tekniklere göre daha efektif akciÄŸer ventilasyonu saÄŸlayabilmesi açısından avantajlıdır.

    Maske uygun olarak ağıza ve buruna oturtulmaz ise hava kaçağı oluÅŸur. Belirgin hava kaçağı hipoventilasyon (yetersiz havalanma) ile sonuçlanır. Yine havayolu açıklığını saÄŸlayacak uygun pozisyon saÄŸlanamaz veya aşırı basınçlı solutulursa hava mideye yönelebilir. Bu durum ventilasyonu daha da azaltır ve mide içeriÄŸi yukarı kaçarak (regürjitasyon) solunum yolunda tıkanma riskini (aspirasyon) arttırır.

​

    Kardiyopulmoner resüsitasyonun yüksek kalitede yapılabilmesi için aşırı ventilasyondan kaçınılmalı, minimal göÄŸüs kalkması saÄŸlanmalıdır. Çünkü kardiyopulmoner resüsitasyon boyunca uygulanan pozitif basınclı ventilasyon koroner perfüzyon basıncını azaltır. Miyokardın yeterli kan akımı ile uygun koroner perfüzyonun ve oksijenasyonunun saÄŸlanması amacı ile bu yaklaşım önerilmektedir. Ayrıca hiperventilasyonun yol açtığı hipokapninin mortaliteyi arttırdığı kanıtlanmıştır.

​

    Maske ile ventilasyonun saÄŸlanmasında zorluklarla karşılaşılabilir. Maskelemedeki zorluklarla hangi durumlarda sıklıkla karşılaşıldığı MOANS kısaltması ile tanımlanır.

 

MOANS

• Mask seal: Maskedeki kaçak nedeniyle maskenin valfli hava yastığı bölümünün havasının azalmış olması.

• Obesity/obstruction: Obezite, havayolunda tıkanıklık,

• Age (yaÅŸ) > 55

• No teeth: Ağızda diÅŸ olmaması maskenin yüze tam oturmasını ve yeterli ventilasyon yapılmasını engelleyebilir,

• Stiff lungs: AkciÄŸerlerin ve toraksın ventilasyona dirençli ve sert olduÄŸu için yüksek basınç ile ventile edilmesi gereken durumlar (KOAH, Astım gibi).

ADIM 6

Acil havayolu kontrolünün saÄŸlanmasında baÅŸ çene pozisyonu verme, oral ve nazal airway yerleÅŸtirme yetersiz kalabilir. Bu durumda ileri havayolu açma yöntemleri uygulanmalıdır.

 

    Entübasyon kararını vermek için temelde üç soruya cevap aramak uygun olur:

1. Havayolu korunup, idame ettirilebiliyor mu?

2. Ventilasyon ve oksijenizasyon yeterli mi?

3. Beklenen klinik gidiÅŸ iyiye doÄŸru mu?

​

    Bu üç sorudan herhangi birine cevap ‘HAYIR’ ise, kalıcı havayolunun saÄŸlanması gereklidir.

​

    ÇoÄŸu zaman Balon-Valf-Maske ile ventilasyon saÄŸlamak yeterli olabilir. Ancak hastanın kalıcı havayolu olmadığı durumlarda ventilasyonun sürdürülebilirliÄŸi risklidir. Aynı zamanda entübasyon dışındaki tüm uygulamalarda aspirasyon riskinin devam ettiÄŸi, sahada karşılaşılan çoÄŸu vakanın tok olduÄŸu akılda tutulmalı ve ÅŸartlara göre (tecrübe, malzeme durumu, hasta pozisyonu gibi) entübasyon planlanlanarak havayolu tam güvence altına alınmalıdır. Kardiyopulmoner Resüsitasyonun sürdürülmesi esnasında entüpasyon için kompresyonlara verilen ara 5 saniyeyi geçmemelidir. Alternatif olarak, tecrübe,

hastanın durumu, malzeme durumu gibi faktörler göz önüne alınarak kompresyonlara engel olma ihtimali varsa entübasyon giriÅŸimleri spontan dolaşımın geri dönmesine kadar ertelenebilir.

​

    Resüsitasyon boyunca 10 lt/dk verilen oksijen desteÄŸi spontan dolaşımın geri dönmesinden sonra SpO2 %94-98 olacak ÅŸekilde titre edilmelidir. Spontan dolaşımın geri dönmesinden sonraki ilk saatte karşılaşılan hiperoksinin miyokard hasarını arttırdığı ve kötü nörolojik bulguları doÄŸurduÄŸu kanıtlanmıştır.

 

İleri havayolu açma endikasyonları;

• Yetersiz oksijenizasyon (maske veya nazal yolla ilave oksijen verilmesine raÄŸmen düşük arteriyel PO2)

• Yetersiz ventilasyon (yüksek arteriyel PCO2)

• Ciddi sekresyon artışı varlığı ve alt solunum yollarına ait patolojiler (pnömoni, boÄŸulma, organik fosfor zehirlenmesi, akciÄŸer ödemi vb.)

• Kardiyak arrest

• Genel anestezi

• Glasgow Koma Skalası 8 ve altında olan hastalar (travma hastalarında 10 ve altında)

• Derin koma gibi havayolu koruyucu refleksleri kaybolmuÅŸ hastalar

• Hava yollarında yabancı cisim

• Larinks ödemi

• Solunum yollarını etkileyen ciddi yüz ve kafa yaralanmalarıdır.

 

Bu durumlarda kullanılacak ileri havayolu açma yöntemleri:

1. Endotrakeal Entübasyon (orotrakeal veya nazotrakeal) (Nazotrakeal entübasyon sahada rutin olarak uygulanmamaktadır)

2. Supraglottik Havayolu Araçları Uygulamaları

3. Krikotirotomi

 

1. Endotrakeal Entübasyon

    Endotrakeal entübasyon havayolu güvenliÄŸini en üst düzeyde saÄŸlar. Gastrik içeriÄŸin aspirasyonuna engel olma özelliÄŸi de vardır. Servikal travma ÅŸüphesi olmayan kiÅŸilerde, hastanın ağız- farinks-larinks hattının düzleÅŸmesini saÄŸlamak amacıyla boyun hafif fleksiyona, başı ekstansiyona getirildikten sonra laringoskop yardımıyla vokal kordları görerek entübasyon yapılır.

 

    Endotrakeal entübasyonda gerekli malzemeler:

Entübasyon iÅŸlemine baÅŸlamadan önce kullanılan araç ve gereçlerin hazır ve çalışır durumda olduÄŸu kontrol edilmelidir. Endotrakeal entübasyon uygulamasında bulundurulması gerekli malzemeler ÅŸunlardır:

• Laringoskop gövdesi (kısa ve uzun) ve bleydleri (Macintosh ve Miller)

• Endotrakeal tüpler

• Aspiratör, aspirasyon kateteri

• Kaf ÅŸiÅŸirmek için enjektör

• Stile

• Tespit malzemeleri, eldiven

• Balon-valf- maske sistemi

• Oksijen kaynağı

• KayganlaÅŸtırıcı jel

• Magill pens

• Eldiven

• DoÄŸrulayıcı cihazlar (steteskop, kapnometre)

• İlaçlar (anestezik ve acil)

 

    Laringoskop; bir gövde, bıçak (blade/bleyd) ve piller olmak üzere 3 kısımdan oluÅŸur. Piller gövde kısmının altına yerleÅŸtirilir. Bleyd uçlarına göre çeÅŸitli laringoskoplar vardır. Bleyd kısmı tam oturduÄŸunda klik sesi duyulur.

    Laringoskop mutlaka sol elle tutulur. Bunun nedeni, bleydin saÄŸdan entübasyona izin verecek ÅŸekilde tasarlanmış olmasıdır.

Endotrakeal Tüpler:

    Endotrakeal tüplerin balonlu (cuff-kaflı) ve balonsuz (kafsız) olmak üzere iki farklı tipi vardır. Entübasyon yapılacak kiÅŸiye uygun boyutta tüp kullanılmalıdır. EriÅŸkin entübasyonunda kaflı tüpler kullanılır.

 

• YetiÅŸkin kadın hastalar için 7,0-8,0 mm kaflı

• YetiÅŸkin erkek hastalar için 7,5-8,5 mm kaflı tüpler kullanılır.

​

    Entübasyon iÅŸlemi sırasında endotrakeal tüp için hesaplanan iç çaptan 0,5 mm daha büyük ve 0,5 mm daha küçük tüpler de yedek olarak hazır bulundurulmalıdır. Stile (kılavuz), trakeal tüpün yerleÅŸtirilmesine yardımcı olan plastik kaplı, ÅŸekil verilebilen, sert bir teldir. Özellikle yumuÅŸak tüplerde, tüpe belirli bir sertlik saÄŸlayarak kolay ilerletilmesine yardımcı olur. Stile,

tüpün içine distal ucundan 1 cm kısa olacak ÅŸekilde yerleÅŸtirilir. Tüpün uç kısmından dışarıya taÅŸacak olursa havayollarında doku hasarına neden olabilir. Stilenin dışarıda kalan proksimal ucu, kontrolü kolaylaÅŸtırmak ve doku hasarını önlemek için kıvrılır.

    Tüpün toplam ilerleme mesafesi yaklaşık olarak (kesici diÅŸlerden ölçülerek) kadınlarda 21 cm, erkeklerde 23 cm dir.

 

Endotrakeal entübasyon uygulaması:

• Endotrakeal entübasyon için gerekli araçlar uygulamaya hazır hale getirilir.

• Seçilen tüpün kafı, içine hava çekilmiÅŸ bir enjektör ile ÅŸiÅŸirilerek hava kaçağı olup olmadığı kontrol edilir, daha sonra kaf tekrar boÅŸaltılır. Ağız-farinks-larinks hattının düzleÅŸmesini saÄŸlamak amacıyla boyun hafif fleksiyon, baÅŸ ekstansiyon (koklama-sniffing poziyonu) pozisyonuna getirilir.

• Hastaya en az 30 saniye, zaman varsa 2-3 dk Balon –Valf-Maske ile %100 O2 verilir (preoksijenasyon). Böylece entübasyon iÅŸlemi sırasındaki hipoksiye karşı önlem alınmış olur. Bu iÅŸlemler kardiyopulmoner resüsitasyona ara verilmeden ve resüsitasyonu aksatmayacak ÅŸekilde uygulanmalıdır.

• Ağız ve farinks gerekiyorsa aspire edilir,

• Laringoskopun gövdesi sol ele alınır,

• Hastanın aÄŸzı mümkün olduÄŸu kadar geniÅŸ bir ÅŸekilde açılır. Laringoskopun bleydi, dilin sağından yerleÅŸtirilerek, tonsiller fossada yumuÅŸak damağın sonunun farinks lateral duvarı ile karşılaÅŸtığı yere kadar ilerletilir. Bleyd sola doÄŸru getirilerek dil orta hatta doÄŸru basılır. Görüş alanı hastanın aÄŸzının arka kısmından dil köküne olacak ÅŸekilde deÄŸiÅŸtirilir ve dil kökü görülür. Epiglottisin yuvarlak tepesi görülene kadar yavaÅŸca laringoskop bleydi dil kökü üzerinde ilerletilir. Bleydin ucu vallekulaya yerleÅŸtirilir ve laringoskopun sapı hastanın aksiyel hattı ile yaklaşık 45 derece açı yapacak ÅŸekilde yukarıya doÄŸru kaldırılır. Vokal kordlar görülür.

• Uygun endotrakeal tüp saÄŸ elde açıklığı dış yana bakacak ÅŸekilde saÄŸ yandan trakeaya yerleÅŸtirilir, vokal kordlar önüne gelindiÄŸinde açıklığı yukarı bakacak ÅŸekilde döndürülür ve tüpün kaf kısmı vokal kordları geçinceye kadar ilerletilir (Resim 14). SaÄŸ elle tüp sabit tutularak laringoskop bleydi ağızdan çıkarılır).

• Kılavuz tel tüp içerisinden tüpü yerinden oynatılmamasına dikkat ederek çıkarılır (Resim 15). Kaf uygun miktarda hava ile ÅŸiÅŸirilir (Resim 16). Kesici diÅŸlerin hizasında tüp seviyesi belirlenir.

    Balon-Valf sistemi ile ventilasyon yapılır. Bilateral göÄŸüs ekspansiyonunun izlenmesi, mideden ses gelmemesi, akciÄŸer alanlarının bilateral oskültasyonunda solunum seslerinin eÅŸit ve yeterli duyulması, tüpte ekspirasyon sırasında buÄŸu olması ile entübasyon doÄŸrulanır. Bu doÄŸrulama yöntemleri sübjektif yöntemlerdir. Kapnograf ile endtidal karbondioksit ölçümü tüpün trakeada olduÄŸunun kesin göstergesidir. DoÄŸrulama kapnograf ile yapılmalıdır. Endtidal karbondioksit ölçümü hasta 6 kez solutulduktan sonra yapılmalıdır. Tüpün yerleÅŸiminin doÄŸrulanması ve sürekli izlenmesi için, resüsitasyon kalitesinin ve spontan dolaşımın geri dönüşünün erken teÅŸhisinde dalga formlu kapnograf uygulaması önerilmektedir.

 

• Her ÅŸey uygunsa tüp sabitlenir.

• Unutulmaması gereken, entübasyon giriÅŸimi 30 saniyeden uzun olmamalıdır.

• Kardiyak arrest olgusunda entübasyon giriÅŸimi sırasında göÄŸüs kompresyonlarına ara verilmemelidir (sadece vokal kordları gecerken ara verilir).

• EÄŸer uygulama baÅŸarısızsa 2dk balon valf maske ile hastanın ventilasyonu saÄŸlanmalıdır. Bu iÅŸlemler resüsitasyonu aksatmayacak ve ara verdirmeyecek ÅŸekilde yapılmalıdır. En fazla 3 kez entübasyon denemesi yapılmalıdır. Bu denemeler baÅŸarısız ise diÄŸer yöntemlere (Supraglottik havayolu araçları)

başvurulmalıdır.

• Havayolu güvenliÄŸi saÄŸlandıktan sonra hasta ortalama 10/dk soluk , 6-8 ml/kg tidalvolüm olacak ÅŸekilde ventile edilmelidir.

    Entübasyon esnasında vokal kordları daha iyi görebilmek ve tok hastada aspirasyon riskini azaltmak amacıyla bazı manevralar uygulanabilir. Bunlar:

 

    Sellick Manevrası (Krikoid Bası): Krikoid basısı, trakeayı arkaya doÄŸru itmek ve özefagusu servikal vertebralara dayayarak sıkıştırmak için krikoid kartilajına dışarıdan basınç uygulama tekniÄŸidir. Balon- Valf-Maske ile yapılan ventilasyon ve entübasyon çabası sırasında uygulanan krikoid basısı mide ÅŸiÅŸmesini (özefagus yoluyla mideye hava giriÅŸini) önleyebilir, regürjitasyon ve aspirasyon riskini azaltabilir fakat aynı zamanda solunumu da engelleyebilir. Kardiyak arrestlerde krikoid basının rutin uygulamasından kaçınılmalıdır. Yüksek havayolu basınçlarına ve havayolunun tamamen kapanmasına neden olabilir.

 

    BURP Manevrası: (Back, Up, Rightward, Pressure) (geri, yukarı, saÄŸa, bası) Tiroid ve krikoid kıkırdaklara arkaya ve yukarı doÄŸru ve saÄŸa doÄŸru bastırmak suretiyle uygulanır (Åžekil 5).

    Vokal kordların görülmesini kolaylaÅŸtırabilir. Sellick manevrası ile birleÅŸtirilip çok fazla basınç uygulanması sakıncalıdır, görüş engellenebilir (12). Bu manevralar, rutin olarak uygulanmamalı ancak gerektiÄŸinde uygulanırken hastanın servikal stablizasyonuna herzaman dikkat edilmelidir.

 

    Endotrakeal entübasyon sırasında veya sonrasında görülebilecek komplikasyonlar;

• AÄŸzın mukozal irritasyonu ve ülserasyon

• Özefagus ya da saÄŸ ana bronÅŸun kazayla entübe edilmesi

• Bronkospazm, laringospazm

• Nervus vagusun stimüle edilmesi ile kardiyak aritmi görülmesi

• Aspirasyon pnömonisi

• Kırık ya da kayıp diÅŸler

• Dil felci

• Vokal kord felci

• Trakeada doku nekrozu ya da stenozu

• Tüp doÄŸru sabitlenmediyse hastanın kendi kendine ekstübasyonu söz konusu olabilir.

Not: Nazotrakeal Entübasyon sahada rutin olarak uygulanmadığından konu içinde anlatılmamıştır.

 

ADIM 7

Endotrakeal entübasyon yapılamadığı durumlarda saÄŸlık personeli supraglottik havayolu araçlarına baÅŸvurmalıdır.

 

    Endotrakeal entübasyonun gerçekleÅŸtirilemediÄŸi durumlarda saÄŸlık personeli supraglottik havayolu malzemelerinin kullanımına hazır olmalıdır.

    Bazı durumlarda endotrakeal entübasyonun uygulanması zor olabilir. Hastane öncesi zor entübasyonla çok sık karşılaşılır. Bu hastalarla karşılaşıldığında saÄŸlık personeli entübasyonun baÅŸarılı olamayabileceÄŸini bilmeli ve gerekirse supraglottik havayolu açma araçlarının kullanılabileceÄŸini önceden planlayarak malzeme hazırlığı yapmalıdır.

 

    Zor entübasyon olasılığı yüksek olan durumlar:

1. Obez hasta

2. Havayolunu da içeren travmalar (maksillofasiyal travmalar, laringeal, trakeal veya servikal travmalar gibi)

3. Anatomik zorluklar (kısa-kalın boyun, küçük çene, ileri çıkık ön diÅŸler, büyük dil, ağız açılmasında kısıtlılık, servikal vertebralarda hareket kısıtlılığı, büyük guatr)

4. Yabancı cisim varlığı (kan, kusmuk gibi içerikler de laringoskop ile görüşü bozup entübasyonu güçleÅŸtirebilir)

5. Konjenital anomaliler (Down sendromu gibi)

6. Tümörler (larinks tümörü ya da dış kompresyon yapan tümörler)

7. Gebe hastalar

8. Diyabetik hastalar

9. Büyük guatrı olan hastalar

10. Havayoluna ait enfektif ve dejeneratif durumlar durumlar (peri tonsiller abse, epiglottit, enfeksiyöz mononükleoz, krup, yüz ve boyunda fibrozis (yanık, radyoterapi), sistemik hastalıklar (sistemik lupus eritematozis), cerrahiye baÄŸlı deformiteler ÅŸeklinde sayılabilir.

​

    Hastanın zor entübasyon olasılığı yüksek vaka olduÄŸuna karar vermek için bazı testler yapılabilir. LEMON skoru ile sahada pratik bir deÄŸerlendirme yapılabildiÄŸi gibi Mallampati testi, Cormack ve Lehane deÄŸerlendirmesi gibi skalalar da kullanılabilir. 

LEMON SKORU

    Lemon skoru, zor entübasyon olgusunu deÄŸerlendirmek için faydalı bir uygulamadır. Özellikle L (lookdış bakı) hastayla karşılaşıldığı anda deÄŸerlendirilebilir. 3-3-2 kuralı ise entübasyon uygulamasının yanısıra havayoluna yapılabilecek diÄŸer müdahalelerde zorluk yaÅŸanıp yaÅŸanmayacağını belirlemek adına da yardımcı olur. Örn: Ağız açıklığının kısıtlı olması supraglottik havayolu araçlarının uygulamasında da zorluk yaÅŸanmasına neden olabilir. 3-3-2 kuralında kesici diÅŸler arası mesafenin 3 parmaktan az, hyoid-mental mesafenin 3 parmaktan az, tiroid-hyoid arası mesafenin 2 parmaktan az olması entübasyonda zorluk yaÅŸanabileceÄŸini belirtir (Resim 17). Acil ÅŸartlarda bilinci kapalı hastada mallampati deÄŸerlendirmesini yapmak zor olduÄŸu için bu deÄŸerlendirme sıklıkla LE-ON olarak yapılmaktadır.

LARİNGOSKOPİK DEĞERLENDIRME

(CORMACK VE LEHANE’E GÖRE):

Direkt laringoskopik görünümdür.

I.derece- Glottisin tamamı görünüyor

II.derece- Glottis kısmen görünüyor

III.derece- Sadece epiglot görünüyor

IV.derece- Epiglot görünmüyor

    Bu deÄŸerlendirme yöntemi laringoskopi esnasında yapılır. SaÄŸlık personeli entübasyon planladıktan sonra iÅŸlem sırasında bu deÄŸerlendirmeyi yapabilir. EÄŸer 3. ve 4. derecede olduÄŸu düşünülüyorsa stile gibi entübasyona yardımcı aletlerin ya da entübasyon manevralarının kullanılması tercih edilebilir. Aynı zamanda deÄŸerlendirme sırasında entübasyon iÅŸleminden vazgeçilip hızlıca supraglottik havayolu açma araçlarının kullanılması tercih edilebilir.

 

MALLAMPATİ SINIFLAMASI

    Mallampati sınıflaması sahada kullanılması çok pratik olmamakla beraber; ÅŸuuru açık ancak transfer esnasında entübasyona ihitiyaç duyabilecek hastalarda (örneÄŸin KOAH, miyokard enfarktüsü, inme ÅŸüphesi gibi) hasta stabilize edildikten sonra deÄŸerlendirilmesi uygun olacak bir sınıflamadır. Bu sınıflama, dilin büyüklüğü ve kapladığı yeri temel alır. Dik oturan ve karşıya bakan bir hastada ağız açtırılarak yapılır (Åžekil 7) (13). Mallampati Sınıflamasına göre III ve IV. Sınıf olduÄŸu düşünülüyorsa stile gibi entubasyona yardımcı aletlerin ya da entubasyon manevralarının kullanılması tercih edilebilir.

 

• Sınıf I: Uvula, yumuÅŸak damak, tonsil yatağı, ön ve arka plikalar rahatlıkla görülebilir.

• Sınıf II: Uvula ve yumuÅŸak damak görülebilir.

• Sınıf III: YumuÅŸak damak ve uvula tabanı görülebilir.

• Sınıf IV: Uvula dil kökü tarafından tamamen kapatılmış ve farinks duvarı görülemez.

    SaÄŸlık personeli bu deÄŸerlendirme skalalarını kullanarak hastanın entübasyonu aÅŸamasında karşılaşılaÅŸabileceÄŸi zorluk derecesini belirleyebilir. Buna göre riskli durumlarda supraglottik havayolu araçlarını tercih etme kararı verilebilir. Ancak bu deÄŸerlendirme süreci olabildiÄŸince kısa süre içinde yapılmalıdır.

​

    Bir olguda en fazla 3 kez entübasyon denenmelidir. Her bir deneme süresi 30 sn yi geçmemelidir. İkinci denemeden sonra el deÄŸiÅŸtirmek (diÄŸer tecrübeli personelin entübasyon uygulamasını istemek) , daha küçük tüp ya da daha büyük bleyd kullanmak entübasyonda yardımcı olabilir. Bunlara raÄŸmen baÅŸarı saÄŸlanamıyorsa daha fazla zorlamamak ve supraglottik havayolu araçlarına baÅŸvurmak gereklidir.

​

    Bilinçsiz hastada havayolu güvenliÄŸini saÄŸlamada altın standart endotrakeal entübasyon olsa da endotrakeal entübasyonun uygulanamayacağı durumlarda (uygulayıcının deneyimsizliÄŸi, hasta ile ilgili nedenler) ilk tercih olarak supraglottik havayolu araçları seçilmelidir. Hastanın ventilasyonunun ve oksijenasyonunun sürdürülmesi çok önemli olduÄŸundan bu tercihin yapılması için vakit kaybedilmemelidir. Supraglottik havayolu araçları ile ilgili en önemli çekinceler gastrik regurjitasyon, aspirasyonu engelleyememesi ve yüksek basınçlarla solutmaya olanak saÄŸlayamamasıdır. Ancak günümüzde kullanımda olan ve ikinci kuÅŸak supraglottik havayolu araçları olarak adlandırılan modellerde mide sondası yerleÅŸtirilmesine olanak saÄŸlayan ve glottis üstüne daha iyi oturan özellikler bulunmaktadır.

 

    Supraglottik havayolu araçlarının uygulanmasının endotrakeal tüpün yerleÅŸtirilmesinden çok daha kolay olduÄŸu ve genellikle kardiyopulmoner resüsitasyon esnasında gögüs kompresyonlarına ara verilmeden yerleÅŸtirilebilir oldukları bilinmektedir.

 

2. Supraglottik Havayolu Araçları Uygulamaları

    Supraglottik havayolu araçları içinde en eski ve en yaygın olarak kullanılan araç Laringeal Maske’dir (LMA).

 

    Laringeal Maske: Günümüzde acil koÅŸullarda kullanıma en uygun olanlar tek kullanımlık LMA’ler (LMA unique) ve içinden mide sondası geçirilmesine olanak saÄŸlayan kanalı bulunan, orofaringeal ve laringeal anatomiye daha uygun olarak ÅŸekillendirilmiÅŸ olup ayrıca tek kullanımlık olan supreme laringeal maskedir.

 

Kontrendikasyonlar:

    Kontrendikasyonlar arasında giriÅŸ yapılamayacak kadar yetersiz bir ağız açıklığı olan hastalar, akut intestinal tıkanıklık veya ileus gibi masif reflü riski altında olan ve fazla yemek yedikten kısa süre sonra yaralanmış olan hastalar, intakt öÄŸürme refleksiyle yanıt veren hastalar ve kostik madde yutmuÅŸ olan hastalar sayılabilir.

​

    Laringeal maskeler kullanılacak kiÅŸilerin vücut ağırlıklarına göre seçilmek üzere deÄŸiÅŸik boylarda ve kafları da boya göre üretici firmanın önerdiÄŸi volümlerde hava ile ÅŸiÅŸirilecek ÅŸekilde üretilmiÅŸtir. Laringeal maskeler kafları tam indirildikten sonra arka yüzeyine suda erir, yaÄŸlı olmayan kaydırıcı jel sürülerek yerleÅŸtirilmeli ve sonra kaf ÅŸiÅŸirilmelidir; kıvrılmayı önlemek için kafı ÅŸiÅŸik halde yerleÅŸtirilmemelidir. Laringeal maske yerleÅŸtirilmeden önce havayolundaki sekresyon, kan, kusmuk varsa temizlenmeli ve yeterli oksijenizasyon saÄŸlanmalıdır.

​

    Laringeal maske yerleÅŸtirilirken hastanın travması yoksa baÅŸa hafif ekstansiyon (koklama) pozisyonu verilir. Laringeal maske, açıklığı dile dönük olacak ÅŸekilde, tüp ve maskenin birleÅŸim yerine yerleÅŸtirilen iÅŸaret parmağı rehberliÄŸi ile hastanın sert damağına doÄŸru bastırılarak ilerletilir. Laringofarinkse doÄŸru direnç hissedilene kadar itilir (Resim18). Laringeal maske larinks giriÅŸine oturduÄŸunda maskenin balonu üzerinde yazan miktar kadar ÅŸiÅŸirilmelidir. ÅžiÅŸirme sırasında tüpte 1-2 cm kadar dışa doÄŸru bir kayma normaldir.

    Laringeal maskeye Balon-Valf-Maske baÄŸlanıp, havalandırılarak hastanın akciÄŸerlerinin yeterince havalandığı gözlemlenir ve dinlenir. Son olarak ağız dışında kalan tüp kısmı orta hatta kalacak ÅŸekilde tespit edilir (tüpün dışarıda kalan kısmında orta hattı gösteren siyah çizgi kesici diÅŸlere yakın ve orta hatta olmalıdır. Aksi takdirde maske açıklığı yana dönmüş ve larinks açıklığını tam kapatmıyor demektir).

    Laringeal maske çeÅŸitlerine örnekler (Resim 19-20-21):

- LMA (Laryngeal Mask Airway) klasik, standart ve orijinal laringeal maskedir.

- LMA unique, tek kullanımlık disposible tipidir.

- LMA Fastrach, entübasyon laringeal maskesi olarak adlandırılır; insan anatomisini taklit eden eÄŸime ve metal bir tutacaÄŸa sahiptir. 3, 4 ve 5 numarası vardır. Zor havayolu olan hastalarda entübasyona imkan verir, içine 8.0 mm kaflı tüp yerleÅŸtirilebilir, küçük boyları için ise 7.0 mm kaflı tüpü mevcuttur. LMA- endotrakeal tüpü, düz, silikon, kaflı, spiralli bir tüptür ve özellikle LMA fastrach için geliÅŸtirilmiÅŸtir Fastrach içinden yerleÅŸtirildikten sonra, laringeal maske kafı indirilerek laringeal maske’nin çıkartılmasını mümkün kılacak ÅŸekilde uzun olarak üretilmiÅŸtir.

- LMA Proseal, hastalarda gastrik tüp yerleştirilmesine imkan veren bir drenaj lümenine sahiptir.

- LMA Supreme, LMA fastrach ile LMA-proseal arasında bir modeldir, tek kullanımlıktır, mide sondası geçirilebilecek bir kanalı vardır, eÄŸimli olması daha kolay yerleÅŸtirilebilmesini saÄŸlar

- LMA Flexible, telle desteklenmiÅŸ, fleksibl havayoludur; çok kullanımlık ve tek kullanımlık tipleri üretilmektedir.

- LMA Ctrach, entübasyon sırasında ventilasyonu saÄŸlar; ucuna yerleÅŸtirilmiÅŸ fiberoptik ve proksimaldeki ekran sayesinde larinks ve vokal kordları görerek tüpün ilerletilmesine imkan verir. LMA Fastrach gibi, LMA Ctrach da gerekli görüldüğünde trakeal entübasyona imkan verir.

    Laringeal Tüp: Laringeal tüp veya king laringeal tüp (Resim 22), tek lümenli, düşük ve yüksek basınçlı iki kafı (faringeal ve özefageal) olan ve basınç kontrolü için tek bir balona sahip silikon bir tüptür. Proksimal kaf hipofarinkste, distal kaf ise üst özofagustadır. Kaflar arasında, yanda, ventilasyona olanak saÄŸlayan üç adet çıkış deliÄŸi bulunur. Bazı tiplerinde gastrik tüpün yerleÅŸtirilmesine izin veren ikinci bir özefagial lümen mevcuttur. Hastane öncesi kardiyak arrestte, hemÅŸireler ve paramedikler tarafından baÅŸarılı kullanımlarını gösteren çeÅŸitli gözlemsel çalışmalar vardır.

    I-Gel: Laringeal ve faringeal anatomik yapılara bası yapmayacak ÅŸekilde oturmak üzere tasarlanmış kafsız bir gereçtir. Jel benzeri yapısı nedeniyle vücut ısısında anatomiye daha uyumlu hale gelerek larinksin üstüne tam oturmaktadır. Kafı olmadığı için, acil durumlarda kafın ÅŸiÅŸirilmesi için zaman kaybedilmemektedir (Resim 23). Midenin aspirasyonunu saÄŸlayan ek bir lümene sahiptir. İçinden 6, 7 ve 8 mm entübasyon tüpünün geçirilmesine izin veren 3, 4 ve 5 numarası üretilmektedir. I-Gel yerleÅŸtirmenin kolaylığı ve uygun basınç kaçağı, trakeal entübasyonda tecrübesiz olanlar için resüsitasyon sırasında kullanılmasını cazip hale getirmiÅŸtir.

​

    Entübasyon aÅŸamasında yaÅŸanan zorluklar gibi supraglottik havayolu araçlarının uygulanması sırasında da sıkıntılar yaÅŸanabilir. Bu faktörler RODS Kısaltması ile tanımlanmaktadır.

 

RODS

R (restricted mouth opening ): Ağız açıklığında kısıtlılık

O (obstrüksiyon): Üst havayolu obstrüksiyonu

D (distorted): Biçimsiz havayolu (anjioödem, boyunda deformite gibi)

S (stiff lungs): Ventilasyona dirençli akciÄŸerler ve toraks

​

    Bu durumlarda kurtarıcı havayolu uygulamaları da yeterli olmayabilir ve cerrahi yöntemlere baÅŸvurmak gerekebilir.

​

​

ADIM 8

Tüm bu girişimlere rağmen hastanın ventilasyonu sağlanamıyorsa KRİKOTİROTOMİ denenir.

 

3. Krikotirotomi

    Åžiddetli yüz travmalı, ödem veya yabancı cisme baÄŸlı larinks tıkanması olan hastalarda hastanın Balon- Valf-Maske ile ventile edilmesi veya endotrakeal tüp ya da baÅŸka bir havayolu aracının uygulanması mümkün olmayabilir. Bu durumlarda bir iÄŸne aracılığı ile oksijen vermek veya cerrahi krikotirotomi hayat kurtarıcı olabilir. Trakeostomi, fazla zaman aldığı, tehlikeli ve oldukça fazla cerrahi beceri ve ekipman gerektirdiÄŸi için acil durumlarda kontrendikedir.

​

    Krikotirotomi, cilt üzerinden krikotiroid membranı geçerek yapılan, hastaya acil havayolu saÄŸlayan bir giriÅŸimdir. İğne, perkütan ve cerrahi olmak üzere çeÅŸitli krikotirotomi yöntemleri ve bunlara uygun piyasada satılan setler mevcuttur. İğne krikotirotomi, kateter yardımı ile yapılır. Cerrahi krikotirotomi ise krikotiroid membran üzerinden yapılan insizyon sonrası endotrakeal tüpün yerleÅŸtirilmesi olarak tanımlanır.

​

    Cerrahi krikotirotomi, yarı elektif entübasyon veya trakeostomi gerçekleÅŸtirilinceye kadar hastanın akciÄŸerlerinin ventile edilmesini saÄŸlayan bir havayolu olarak iÅŸlev görür. İğne krikotirotomi çok daha geçici bir uygulamadır, sadece kısa süreli oksijenasyon saÄŸlar. GeniÅŸ lümenli kıvrılmayan bir kanül, yüksek basınçlı bir oksijen kaynağı gerektirir. Barotravma riski taşır (16) ve göÄŸüs travmalı hastalarda özellikle etkisizdir. Kanülün kıvrılması ile baÅŸarısız olma riski vardır ve hasta naklinde kullanım için uygun deÄŸildir. En kısa sürede güvenli bir alternatif havayolu saÄŸlanmalıdır. İşlem için geniÅŸ çaplı bir kanül ve 7.0 mm boyutunda endotrakeal entübasyon tüpü gerekir. Hastanın krikotiroid membranı el ile hissedilir ve yeri

tespit edilir.

     Kanülün ucuna 3ml lik enjektör takılır. Kanül deriye 90 derece açı ile olacak ÅŸekilde subkutan dokuda ilerletilir.

    İğne üzerinde ilerleyen kanülden hafifçe aspire edilir ve hava aniden gelmeye baÅŸlayınca (havayoluna girildiÄŸi anlaşılır), 45 dereceye açı deÄŸiÅŸtirilir ve larinks içine iÄŸne üzerinden kanül ilerletilir.

    Kanülün içindeki iÄŸne ve enjektör geri çekilir. İğneden 3 mm’lik enjektörü ayırdıktan sonra enjektörün pistonu çekilir; enjektörden çıkartılır ve boyundaki kanüle pistonsuz 3ml’lik enjektör takılır. 3 ml’lik enjektörün açık ucuna adaptör eklenir (7 mm endotrakeal tüp ucundaki Balon valf maskeye baÄŸlantı yapılan adaptör parçası) veya 7 mm’lik endotrakeal tüpü boÅŸ enjektör içine iyice yerleÅŸtirildikten sonra tüpün kafı ÅŸiÅŸirilir.

    Adaptöre oksijen kaynağını eklenir ve %100 oksijen ile ventilasyona baÅŸlanır. En küçük hareketlerle bile kanülün yeri deÄŸiÅŸebilir. Bu nedenle kanülün sabit kalmasına dikkat edilmelidir.

NAZOTRAKEAL ENTÜBASYON

    Endotrakeal tüpün nazal yoldan trakea içine yerleÅŸtirilmesi ile saÄŸlanan yapay havayolu açıklığına nazotrakeal entübasyon adı verilir. Nadiren gerekebilen bir uygulamadır. Artrit, masseter spazmı, temperomandibular eklem dislokasyonu, fasial travma, yakın zamanda geçirilmiÅŸ ağız içi operasyon gibi bazı özel durumlarda nazal entübasyon gerekebilir. Kör uygulama olarak veya laringoskop ve Magill forseps kullanılarak direkt görüntü altında gerçekleÅŸtirilir. Bu iÅŸlemde stile (guide) kullanılmaz. Ayrıca tüp içerisine flexible bronkoskop yerleÅŸtirilmesi ile tüpün ilerlemesi göz ile görülerek daha güvenli ve kolay bir nazotrakeal entübasyon uygulanabilir.

 

Nazotrakeal Entübasyon Uygulaması

• Epistaksisi azaltmak için topikal vazokonstrüktör anestetikler kullanılır.

• Oral entübasyon tüpünün 1-2 mm küçüğü hazırlanır.

• Tüp % 2’lik lidokainli jelle kaplanır.

• Öncelikle saÄŸ burun deliÄŸinden denenir.

• Direkt transoral veya translaringeal ajanlar uygulanabilir.

• Bir kiÅŸi hastanın başını stabilize eder.

• Uygulayıcı hastanın önünde ayakta durur.

• Tüpü bir eline alır, diÄŸer elinin baÅŸ ve iÅŸaret parmaklarıyla larinksi sabitler.

• Tüp inspirasyonlarda yavaÅŸ rotasyonel hareketlerle ilerletilir.

• Tüp içinden solunum havası girip çıkmaya baÅŸladığında tam vokal kordlar üzerine gelinmiÅŸtir.

• Burun deliklerinden karinaya olan uzaklık erkeklerde ortalama 32 cm, bayanlarda 27-28 cm dir. Tüp buna göre yavaÅŸça ilerletilir.

• Solunum havası tüpten girip çıkıyorsa ve hasta ses çıkaramıyor, konuÅŸamıyorsa, orotrakeal entübasyondaki doÄŸrulama yöntemleriyle kontrol edilir.

    Direkt görüntü altında uygulama; tüp burundan orofarinkse kadar ilerletildikten sonra, laringoskop ile vokal kordlar açığa çıkarılarak, Magill forseps yardımı ile tüpün trakea içine sokularak ilerletilmesi ÅŸeklinde gerçekleÅŸtirilir.

 

Nazotrakeal entübasyonun avantajları;

• Uzun zamanda daha fazla konfor yaratır.

• ÖÄŸürme daha azdır.

• Salivasyon daha az, yutmak daha kolaydır.

• Ağız bakımı daha iyidir.

 

Nazotrakeal entübasyonun dezavantajları;

• AÄŸrı ve rahatsızlık oluÅŸur.

• Epistaksis, sinüzit, otit gibi nazal ve paranazal komplikasyonları sıktır.

• Daha zor bir yöntemdir.

• Daha küçük lümenli tüp kullanılır. Bu da sekresyonların aspirasyonunu zorlaÅŸtırır, havayolu direncini ve solunum iÅŸini arttırır.

• Enfeksiyon riski vardır.

BEBEK VE ÇOCUKLARDA HAVAYOLU AÇIKLIÄžI VE VENTİLASYONUN SAÄžLANMASI

​

    Bebek/çocuklarda kalp durmasının en önemli nedeni hipoksidir. Hipoksiye neden olabilecek solunumsal sorunların erken dönemde tanı ve tedavisi, bebek/çocukta kalp durmasının önlenmesi bakımından da çok önemlidir. Çünkü solunum yetmezliÄŸi sonucu geliÅŸen kalp durmasında resüsitasyon sonrası prognoz oldukça kötüdür. Ancak solunum yetmezliÄŸi önlenebilir veya hızlı tedavi edilebilirse sekel kalmadan bebek/çocuÄŸun hayatı kurtarılabilir.

    Solunumsal sorunlar üst havayollarını (ağız, burun, farinks, larinks) veya alt havayollarını (trakea, bronÅŸlar, akciÄŸerler) etkileyebilir. Havayolunda tıkanıklıklar (dil, yabancı cisim vb), enfeksiyonlar (epiglottit, larenjit, bronÅŸiolit, bronÅŸit, pnomoniler vb), ventilasyon -perfüzyon bozuklukları (atelektazi, pulmoner emboli vb) veya solunum merkezini ilgilendiren sorunlar nedeniyle hipoksi geliÅŸebilir.

    Çocuklarda metabolizma hızı ve oksijen tüketimi eriÅŸkinden fazladır. Bu da apne durumunda veya alveoler ventilasyon yetersizliÄŸinde eriÅŸkinden daha hızlı hipoksemi (arteriyel kanda taşınan oksijen miktarının az olması) veya hipoksi (dokuların oksijenlenmesinin yetersiz olması) geliÅŸimine neden olur.

    Çocuklarda solunumsal sorunların daha kolay ve hızlı tanınması, ayrıca acil durumlarda hızla müdahale edilebilmesi için havayolu anatomisinin eriÅŸkinden farkının iyi bilinmesi gerekir.

    Kalp-solunum durması ve bazı ağır hastalık durumlarında oksijenin alınmasında ve kana geçiÅŸinde sorunlar olduÄŸu için dokulara yeterli oksijen sunulamamaktadır. Bu nedenle arteriyel oksijen basıncı yeterli olsa bile ÅŸok, travma ve solunum yetmezliÄŸi durumlarında hastaya yüksek yoÄŸunluklu oksijen verilmesi gerekmektedir.

​

    Bilinci açık bebek/çocuklarda oksijen verilirken bebek/çocuk huzursuz edilmemelidir. Çünkü huzursuzluk ve aÄŸlama, oksijen tüketimini ve dolayısıyla solunum sıkıntısını arttırmaktadır. Åžartlar uygunsa çocuk güvendiÄŸi bir yakınının kucağında iken ve çocuÄŸun uyum saÄŸlayabildiÄŸi oksijen verme yöntemlerinden biriyle oksijen verilmelidir. Küçük havayollarındaki salgılar kuruyarak havayolu tıkanıklığına sebep olabileceÄŸinden uygulama sırasında oksijen nemlendirilmelidir. Ayrıca özellikle küçük çocuklarda hipotermi geliÅŸmesini önlemek için oksijen ısıtılarak verilmelidir.

​

    Bilinci kapalı veya letarjik bebek/çocuklarda havayolunun açık olduÄŸundan emin olunmalıdır. Ayrıca bu çocuklarda üst havayolu kan ve mukus varlığı açısından deÄŸerlendirilmeli, gerekirse temizlenmelidir.

​

    Havayolu açık olsa bile bebek/çocuÄŸun solunum sayısı, solunum sesleri ve göÄŸüs hareketlerinde bir azalma veya durma söz konusuysa solunum derhal desteklenmelidir. Solunum yetmezliÄŸi olan çocuklar Balon- Valf -Maske ile solutulabilir. Kendi solunumu yetersiz olan çocuklarda Balon- Valf -Maske ile solunum desteÄŸi saÄŸlanırken mevcut solunum çabasıyla uyumlu olunmalıdır. EÄŸer bu uyuma dikkat edilmez ise yeterli havalanma saÄŸlanamaz ve havalanmayı daha da bozan öksürük, kusma, laringospazm, midenin havayla dolması gibi istenmeyen durumlar ortaya çıkabilir.

​

    Bebek/çocuÄŸun solunum çabası yeterli ancak oksijenlenmesi yetersiz ise, çeÅŸitli yollarla oksijen uygulanabilir. Oksijen verme yöntemini seçerken çocuÄŸun klinik durumu ve verilmesi hedeflenen oksijen yoÄŸunluÄŸu dikkate alınır.

​

    Nazal kanül: Hastanın burun deliklerine yerleÅŸtirilen, iki açık ucu bulunan plastik, kauçuk gibi maddelerden yapılmış ince hortum sistemidir. Hafif olması, yeme içme, konuÅŸma ve öksürmeyi engellememesi nedeniyle hastalar tarafından kolay tolere edilir. Düşük yoÄŸunlukta oksijen gereksinimi olan çocuklar için önerilebilir.

​

    Basit oksijen maskesi: Burun ve aÄŸzı kapatan 6-10 L/dk akış hızında ve % 35-60’a kadar oksijen konsantrasyonları verebilen maskelerdir (Tablo 3).

​

    Rezervuarlı yüz maskeleri (Parsiyel rebreathing/kısmi geri solunumlu maske, Nonrebreathing/geri solunumsuz maske): Hastayı % 60’ın üzerinde oksijen konsantrasyonu ile solutmak gerektiÄŸinde, yüz maskesine bir rezervuar (600-1000 cc hacimli) eklenerek oksijen düzeyleri artırılabilir.

​

    Rezervuarda inspirasyon gazını, ekspirasyon gazından ayıran tek yönlü bir kapak yoksa cihaz parsiyel rebreathing/kısmi geri solunumlu maske olarak adlandırılır. Bu maskeler hastanın ekspirasyon havasının bir kısmını tekrar inhale etmesine izin verir, % 80-85 konsantrasyonda oksijen uygulanabilir.

​

    Oda havasının solunmasını engelleyen sadece rezervuardan solunuma izin veren tek yönlü bir kapak varlığında, nonrebreathing/geri solunumsuz maske olarak adlandırılır. Maske hastanın yüzüne sıkıca yerleÅŸtirildiÄŸinde hastaya % 100’e ulaÅŸan oksijen uygulanabilir.

BEBEK VE ÇOCUKLARDA TEMEL HAVAYOLU AÇMA YÖNTEMLERİ

​

    Bilinci kapalı bebek/çocuklarda havayolu tıkanıklığının en sık sebebi dilin arkaya düşmesidir. Sırt üstü yatan çocukta oksiput çıkıntısı başın fleksiyonuna neden olarak havayolu tıkanıklığı riskini arttırır.

​

    Havayolu açıklığını saÄŸlamak için baÅŸa pozisyon vermeden önce özellikle baÅŸ boyun travması olup olmadığı deÄŸerlendirilmelidir. Travma yoksa “baÅŸ geri-çene yukarı, travma ÅŸüphesi varsa “çene itme” manevrasıyla havayolu açıklığı saÄŸlanmalıdır.

 

1. BaÅŸ geri-çene yukarı manevrası; baÅŸ bir el ile hafif ekstansiyona getirilirken diÄŸer elin iki parmağı kullanılarak çene yukarı doÄŸru kaldırılır.

2. Çene itme manevrası; baÅŸ boyun sabit tutulurken her iki elin 2-3. parmaklarıyla alt çene, köÅŸesinden yukarıya kaldırılır ve baÅŸparmaklar yardımıyla aÅŸağıya doÄŸru itilir.

 

HAVAYOLU AÇIKLIÄžINI SÜRDÜRMEYE YARDIMCI MALZEMELER

​

1. Orofaringeal airway; havayolu açıklığını sürdürmek için kullanılan plastik bir malzemedir. Orofaringeal airwayin kavsi dili kavrayarak dilin arkasına kadar uzanır. Dilin geriye düşmesini önler.

    Bilinci açık hastalarda öÄŸürme refleksini uyararak kusmaya sebep olabileceÄŸinden bilinci kapalı hastalarda kullanılır. BaÅŸ kısmı ağız köÅŸesine yerleÅŸtirilen tüpün uç kısmının alt çenenin köÅŸesine gelmesi boyutunun uygun olduÄŸunu gösterir. Orofaringeal airwayin uygun boyutta olması önemlidir. Seçilen tüpün küçük olması durumunda, tüpün ucu dili arkaya doÄŸru ittirerek havayolunun tıkanmasına sebep olabilir. EÄŸer seçilen tüp büyük ise tüpün uç kısmı bu sefer larinksi tıkayarak havayolunu kapatabilir ve travmaya neden olabilir.

    Orofaringeal airway yerleÅŸtirilmeden önce bebek/çocuÄŸun ağız içinde yabancı cisim olmadığından emin olunmalıdır. Bebeklerde ve 1-8 yaÅŸ arası çocuklarda orofaringeal airway yerleÅŸtirilirken dil aÅŸağıya doÄŸru bastırılmalı, airway konkavitesi aÅŸağı doÄŸru bakacak ÅŸekilde ağızdan içeri doÄŸru itilerek yerleÅŸtirilmelidir. 8 yaşından büyük çocuklarda orofaringeal airway, eriÅŸkinde olduÄŸu gibi konkavitesi yukarı doÄŸru bakacak ÅŸekilde, sert ve yumuÅŸak damağın birleÅŸim yerine kadar ağız içinde ilerletildikten sonra 180 derece döndürülüp orofarinkste uzanabileceÄŸi yere kadar itilerek yerleÅŸtirilmelidir. Orofaringeal airway yerleÅŸtirildikten sonra baÅŸ ve çenenin pozisyonu havayolu açıklığını sürdürecek konumdayken sabitlenmelidir.

2. Nazofaringeal airway; plastik veya yumuÅŸak kauçuktan yapılmış, burun ve farinks arasındaki mesafenin açıklığının sürdürülmesini saÄŸlayan bir tüptür. Bilinci açık çocuklarda da kullanılabilir. PıhtılaÅŸma bozuklukları varlığında ve kafa tabanı kırıklarında kullanılmamalıdır. Uygun boyu, burun ucundan kulakta tragusa kadar olan mesafenin ölçülmesiyle bulunur. Nazofaringeal airwayin boyu uzun olursa, kusmaya, laringospazma, vagal uyarı ile bradikardiye, epiglot ve ses tellerinde travmaya neden olabilir. Nazofaringeal airway bulunamayan durumlarda yerine kafsız trakeal tüp kullanılabilir (Resim 4). Ancak trakeal tüp kullanılacak ise baÄŸlantı yeri sıkıca tutturulup sabitlenmeli ve tüpün burun deliÄŸinden içeri kaçması engellenmelidir. Nazofarengeal airway yerleÅŸtirilirken kayganlaÅŸtırıcı kullanılabilir. Ayrıca tüpün iç çapı dar olduÄŸu için tüp sık sık aspirasyonla temizlenmelidir.

    Havayolunun Aspirasyonla Temizlenmesi: Havayolu açıklığının saÄŸlanması ve sürdürülebilmesi için orofarinks, nazofarinks veya trakeanın aspirasyon uygulanarak temizlenmesi de gerekebilir. Trakeal aspirasyon iÅŸlemi steril yöntemle yapılmalı ve iÅŸlem süresi 10 saniyeyi aÅŸmamalıdır.

​

    Bilinci kapalı bebek/çocuÄŸun aÄŸzında herhangi bir yabancı cisim olup olmadığı kontrol edilmelidir. Bebek/çocukta travma yoksa başın hafifçe yana çevrilmesi ağızdaki sekresyonların daha kolay temizlenmesine yardımcı olacaktır. Aspirasyon sırasında hipoksi oluÅŸmaması için, aspirasyon öncesinde ve sonrasında yeterli oksijenizasyon saÄŸlanmalıdır. Koyu salgıların temizlenmesini kolaylaÅŸtırmak için aspirasyon öncesinde 1-2

ml SF (serum fizyolojik) havayoluna verilebilir.

​

    Sekresyonların temizlenebilmesi için 80-120 mmHg gücünde negatif basınç uygulanmalıdır. Daha yüksek deÄŸerlerdeki negatif basınç uygulaması travmaya neden olabilir. Yüksek basınç riskinden kaçınabilmek için basınç ayarlı aspiratörler kullanılmalıdır.

 

    Aspirasyon iÅŸlemi sırasında oluÅŸabilecek vagal uyarı sonucu bradikardi geliÅŸebileceÄŸinden kalp atım hızı takip edilmelidir. Aspirasyon kateterinin fazla ilerletilmesi karinanın uyarılmasına baÄŸlı bradikardi geliÅŸmesine ve trakeal mukozada hasara sebep olabilir. Bu sebeple kullanılan kateter, trakeal tüpün ucuna veya 1-2 cm aÅŸağısına kadar ilerletilmelidir. Kateter, tüp içinden yeterli seviyeye kadar ilerletildikten sonra aspiratör cihazı çalıştırılmalı ve aspirasyon iÅŸleminin kateter çıkartılırken yapılmasına dikkat edilmelidir.

Solunum Yokluğu ya da Yetersizliğinde Balon-Valf-Maske İle Solutma

    KendiliÄŸinden solunumu olmayan veya solunumu yetersiz olan bebek/çocuklarda mümkün olan en kısa zamanda solunum desteÄŸi saÄŸlanmalıdır. Balon-Valf-Maske temel olarak yüz maskesi ve balondan oluÅŸur.

• Yüz maskeleri; kauçuk, silikon veya plastikten yapılmış çeÅŸitli boyutlarda maskelerdir. Uygulamada ÅŸeffaf olanlar tercih edilmelidir. Çünkü bebek/çocuÄŸun kusmasının olup olmadığı ve dudak rengini izlemek kolay olur. Uygulama esnasında maske, bebek/çocuÄŸun aÄŸzını ve burnunu içine almalıdır. Maskenin burun kökü ile alt çene ucuna oturmasına ve özellikle gözlere bası yapmamasına(bası olursa vagal uyarı nedeniyle bradikardi meydana gelebilir) dikkat edilmelidir.

• Balon valf maske cihazları; Balonu kendi kendine ÅŸiÅŸenler veya oksijen akımıyla ÅŸiÅŸenler olmak üzere iki çeÅŸittir. Kardiyopulmoner resüsitasyon uygulamaları sırasında balonu kendiliÄŸinden ÅŸiÅŸen maskeler tercih edilmelidir. Bebek/çocukları solutmada kullanılacak cihazın balon hacmi en az 450-500 ml olmalıdır. Balon hacmi ne olursa olsun bebek/çocuÄŸa uygulanacak hacim, göÄŸüs kafesini yeterli düzeyde yükseltecek kadar olmalıdır. Yüksek hacimde ve basınçta yapılan uygulama, göÄŸüs kafesi içindeki basıncın artmasına sebep olarak kalbe venöz dönüşü engeller. Sonuç olarak kalp debisi düşer. Bu durumda da koroner arter ve beyin kan akımı azalır. Yüksek basınç uygulaması ayrıca akciÄŸerde hava kaçaklarına, midenin hava ile dolmasına ve hava ile dolan mide içeriÄŸinin yukarıya hareketi sonucu kusmaya baÄŸlı aspirasyonlara da yol açabilir. KendiliÄŸinden ÅŸiÅŸen balonlarla bebek/çocuklarda oksijen desteÄŸi olmadan oda havası ile (% 21 Oksijen) solutmak mümkündür. Dakikada 10 lt oksijen akım hızı ile hastaya % 30-80 yoÄŸunlukta oksijen saÄŸlanırken, balona hazne (rezervuar) eklenmesiyle oksijen yoÄŸunluÄŸu % 80-95‘e kadar çıkarılabilir. Kardiyopulmoner resüsitasyon sırasında kullanılan cihazların çoÄŸunda basınca baÄŸlı hasar geliÅŸmesini önlemek için bir basınç salıverme kapağı mevcuttur.

    Uygulamalar esnasında basınç 35-45 cmH2O deÄŸerini geçerse bu kapak açılarak hasar geliÅŸmesini engeller. Yüksek basınç istenen durumlarda bu kapak kapatılarak devre dışı bırakılabilir.

    Solutmada en etkili ve güvenilir yöntem trakeal tüpten yapılan solutma yöntemidir. Trakeal entübasyon gerçekleÅŸtirilemiyorsa Balon-Valf-Maske kullanılarak da yeterli oksijenlenme ve solutma saÄŸlanabilir. Balon-Valf-Maske ile solutmanın, özellikle kısa süreli uygulamalarında trakeal tüp ile uygulanan solutma kadar etkin olduÄŸu gösterilmiÅŸtir. Balon-Valf-Maske ile solutulurken havayolu açıklığı saÄŸlanmalı ve sürdürülmelidir. Kullanılan maske yüze uygun olmalı ve yüze iyice yerleÅŸtirilmelidir. Balonun sıkılmasıyla göÄŸüs kafesinin bir miktar geniÅŸleyerek yukarı kalkması, çocuÄŸun etkin ÅŸekilde solutulduÄŸunu gösterir.

GereÄŸinden fazla miktarda hava ile solutulmaktan kaçınmalıdır. Havayolu açıklığı ve maskenin yüze oturması C-E tekniÄŸi ile saÄŸlanabilir.

 

C-E TekniÄŸi:

- Boyun travması şüphesi yoksa baş ekstansiyona getirilir

- Uygun boyda maske seçilir

- Bir elin baÅŸ ve iÅŸaret parmakları “C” ÅŸekline getirilip maske kavranır

- Maske ağız ve burunu içine alacak ÅŸekilde gözlere bası yapmamasına dikkat edilerek bebek/çocuÄŸun yüzüne yerleÅŸtirilir

- Elin diÄŸer parmakları “E” ÅŸekline getirilip alt çene köÅŸesinden ucuna doÄŸru çene kemiÄŸine yerleÅŸtirilir

- Alt çene yukarı öne doÄŸru kaldırılarak dilin farinksin arka duvarını kapatması engellenir

- Havayolu tıkanıklıklarında veya akciÄŸer kompliyansının azaldığı durumlarda iki kiÅŸi ile solutma daha etkili olmaktadır. İki kiÅŸilik uygulamada bir kiÅŸi her iki elini kullanarak baÅŸa uygun pozisyon verip havayolunu açarak maskeyi yüze yerleÅŸtirmeli, diÄŸer kiÅŸi ise balonu sıkarak solunumu saÄŸlamalıdır.

 

Solutma esnasında göÄŸüs yeterince havalanmıyor ise sırasıyla;

• Başın pozisyonu kontrol edilir ve uygun pozisyona getirilir

• Maskenin yüze iyi oturup oturmadığı kontrol edilir, iyice yerleÅŸmesi saÄŸlanır

• Alt çene yukarı ve öne doÄŸru itilerek havayolu açıklığı saÄŸlanır

• Üst havayolunu tıkayan sekresyonlar varsa aspirasyonla temizlenir

• Balon-Valf-Maske cihazının saÄŸlam olup olmadığı kontrol edilir

 

    Balon-Valf-Maske ile solutma esnasında sıklıkla mide hava ile ÅŸiÅŸebilir. Bu da solunumun etkinliÄŸini azaltır. Mide hava ile ÅŸiÅŸmiÅŸse mide havası nazogastrik sonda yerleÅŸtirilerek boÅŸaltılmalıdır. Midenin hava ile ÅŸiÅŸmesini önlemek için balonla hava gereÄŸinden yüksek basınç ve hızla verilmemelidir. Krikoid kıkırdak üzerine yapılan hafif bası özefagus giriÅŸinin sıkıştırılması sonucu mideye hava giriÅŸini ve trakeaya mide içeriÄŸinin kaçma riskini azaltır.

BEBEK VE ÇOCUKLARDA İLERİ HAVAYOLU AÇMA YÖNTEMLERİ

​

1. Supraglottik Havayolu Araçları Uygulamaları

​

    Supraglottik havayolu araçları önceleri anestezi uygulamaları için geliÅŸtirilmiÅŸ olsalar da günümüzde hastane öncesi acil tıp uygulamalarında da kullanımları yaygınlaÅŸmaktadır. En bilinen supraglottik havayolu aracı laringeal maskedir (LMA). Ancak acil uygulamalarda özellikle mide sondası yerleÅŸtirme kanalı olan daha yeni supraglottik havayolu araçları tercih edilmelidir. Farklı üretici firmaların birçok modelinin pediyatrik boyutları da bulunmaktadır. Mide kanalı olan supraglottik havayolu araçlarına örnek olarak, laringeal maske proseal, laringeal maske supreme ve farklı yapılarda olan I-gel ve laringeal tüp sayılabilir.

​

    Avrupa Resüsitasyon Konseyi’nin eriÅŸkin hastalar için ileri havayolu açıklığının saÄŸlanması konusundaki önerisi çocuk hastalar için de geçerlidir. Buna göre endotrakeal entübasyon konusunda deneyimli olmayan kiÅŸiler öncelikle supraglottik havayolu araçlarını tercih etmelidirler. Acil durumlarda hangi supraglottik havayolu aracının daha üstün olduÄŸu konusunda kesin kanıtlar olmamakla birlikte, biraz daha sert yapılı olan laringeal maske supreme ve I-gel daha baÅŸarılı gibi görünmektedir. EriÅŸkinlerde laringeal tüp hastane

öncesi alanda yaygın olarak uygulanmakla birlikte, çocuklarda daha çok alışılmış olan laringeal maskeye yakın olan modeller (laringeal maske proseal, laringeal maske supreme) tercih edilmektedir.

 

Laringeal Maske Kullanımı:

    Laringeal maske laringoskop kullanmadan havayolu açıklığını saÄŸlayan, proksimal ucunda konnektör ile solunum devresine(balon–valf) baÄŸlanabilen, distal ucunda elips ÅŸeklinde kafı bulunan, geniÅŸ delikli bir tüptür. Körlemesine hipofarinkse yerleÅŸtirilir. Bilinci açık ve öÄŸürme refleksi olan çocuklarda kullanımı önerilmez.

    Laringeal maske yerleÅŸtirilmeden önce kafı sönük olmalıdır. Arka yüzeyine bir kayganlaÅŸtırıcı sürülmesi laringeal maske yerleÅŸtirilmesini kolaylaÅŸtırır. Laringeal maske boyun travması bulunan ya da trakeal entübasyonun yapılamadığı durumlarda avantajlıdır, yüz travması olan çocuklarda veya üst solunum yolu yapısal bozukluklarından kaynaklanan solunum yetmezliklerinde de baÅŸarılı bir ÅŸekilde kullanılabilir. Trakeal entübasyon ile karşılaÅŸtırıldığında laringeal maske daha kısa sürede ve kolayca uygulanabilir.

​

    Uygulamada baÅŸarısızlık olasılığı çok azdır (baÅŸarı oranı % 64-100). Ancak havayollarını sekresyonlar, kan ve mide içeriÄŸinin aspirasyonundan tümüyle koruyamadığı için çocuk yakından izlenmelidir. Faringeal patolojisi bulunanlarda, midesi dolu kiÅŸilerde, yüksek havayolu basıncı uygulanması gereken ve akciÄŸer kompliyansı azalmış olan hastalarda bu yöntem uygun deÄŸildir. YerleÅŸtirilmesinde çeÅŸitli yöntemler kullanılmaktadır.

 

En sık kullanılan yerleÅŸtirme yöntemi; 

• Uygun boyutta laringeal maske seçilir.

• Laringeal maske yerleÅŸtirilmeden önce kafı söndürülür ve arka yüzeyine bir kaydırıcı sürülür.

• İşaret parmağın rehberliÄŸinde, maskenin açıklığı dile dönük olarak sert damak ve orofarinksin arka duvarından kaydırılarak hipofarinkse yerleÅŸtirilir.

• Laringeal maske larinks giriÅŸine oturduÄŸunda kafı ÅŸiÅŸirilir.

• Maskenin gövdesi endotrakeal tüpte olduÄŸu gibi flaster veya sargı bezi ile tespit edilir.

• Vücut ağırlığına göre uygun laringeal maske boyutları ve kafının ÅŸiÅŸirilmesi için gerekli hava miktarı tabloda görülmektedir, ancak günümüzde kullanılan laringeal maskelerin üstünde üretici firmanın önerilerine göre farklılaÅŸabilmektedir.

2. Endotrakeal Entübasyon

​

    Endotrakeal entübasyon; laringoskop ile glottisin görülerek, trakeal tüpün trakea içine yerleÅŸtirilmesi iÅŸlemidir. Havayolunu açmanın ve solutmanın en etkili ve güvenilir yöntemi trakeal entübasyon yöntemidir. Çünkü bu yöntemle; mide ÅŸiÅŸmesi ve mide içeriÄŸinin trakeaya aspirasyon riski en aza indirilir. Bu sayede havayolundaki sekresyonlar kolayca temizlenebilir. Ayrıca solunumla birlikte kalp masajı yapılırken solunumun etkinliÄŸi bozulmaz. Yine solutma süresi ve tepe basıncı kontrol edilebilir ve gerektiÄŸinde havayoluna pozitif basınç uygulanabilir.

​

    Solunum merkezinin baskılandığı, havayolunun iÅŸlevsel veya anatomik olarak tıkalı olduÄŸu, solunum yetmezliÄŸinin ortaya çıktığı ve yeterli gaz deÄŸiÅŸimini saÄŸlayabilmek için yüksek basınçla solutma gerektiÄŸi durumlarda havayolu açıklığını saÄŸlamak üzere öncelikle trakeal entübasyon tercih edilmelidir.

​

    Endotrakeal entübasyonda kullanılacak endotrakeal tüp steril, tek kullanımlık, ÅŸeffaf olmalı ve tüpün üzerinde cm olarak uzunluk, ses tellerinden içeri doÄŸru ne kadar ilerletileceÄŸini gösteren iÅŸaretler ile radyo opak çizgi bulunmalıdır. Tüpün iç çapı her noktasında aynı olmalı, alt uca doÄŸru daralmamalı ve alt uçta açıklığı yana bakan ikinci bir delik (murphy gözü) bulunmalıdır (saÄŸ üst lob atelektazisi olasılığını azaltır). 8 yaÅŸ altındaki çocuklarda genellikle kafsız tüpler kullanılmakla birlikte yenidoÄŸan hariç her yaÅŸta kaflı tüpler de kullanılabilir.

Kaflı tüpler akciÄŸer kompliyansı düşük, havayolu direnci yüksek ve glottisten büyük hava kaçağı olan çocuklarda tercih edilebilir; ancak kaf basıncının 20 cmH2O deÄŸerinin altında olmasına dikkat edilmelidir.

    2 yaşından büyük çocuklarda tüpün üst dudak hizasından itibaren trakeada ne kadar ilerletileceÄŸinin hesaplanması için 2 formül bulunur. Bunlar;

    Laringoskop; sap, bıçak (bleyd), pil ve lambadan oluÅŸmaktadır. Laringoskop bıçakları düz (miller) veya eÄŸri ÅŸekilli olabilir. Tüm bıçak çeÅŸitleri (çocuk ve eriÅŸkin için kullanılan) laringoskop sapına uyumludur. Bebek ve küçük çocuklarda larinksin yerleÅŸimi yüksekte olduÄŸu için düz bıçaklar tercih edilir.

​

    BaÅŸ boyun travması olan olgularda endotrakeal entübasyon sırasında boyun mutlaka sabitlenmelidir. Uygun boyutta tüp, laringoskop bleydi, aspiratör, oksijen kaynağı, Balon-Valf-Maske cihazı ve gerekli olan diÄŸer malzemeler önceden hazırlanmalıdır. Entübasyon iÅŸlemi sırasında trakeal tüp için hesaplanan iç çaptan 0,5 mm daha büyük ve 0,5 mm daha küçük tüpler de hazır bulundurulmalıdır.

​

    Özellikle laringoskopun aydınlatmasına ve kaflı olan endotrakeal tüplerde tüpün kafının saÄŸlam olup olmadığına bakılmalıdır. Endontrakeal entübasyon iÅŸlemi esnasında geliÅŸebilecek hipoksi riskine karşı yüksek yoÄŸunlukta oksijen verilerek önlem alınmalıdır. Gerekiyorsa entübasyon öncesinde Balon-Valf- Maske ile solunuma yardım edilmeli ve yaÅŸamsal bulgular (kalp atım hızı, oksijen satürasyonu vb) sürekli izlenmelidir. İşlem sırasında vagal uyarı sonucu bradikardi geliÅŸen çocuklara 0,02 mg/kg (toplamda en az 0,1 mg) dozunda atropin damar içi yoldan uygulanmalıdır. Atropin uygulanması entübasyon iÅŸlemine baÄŸlı bradikardi ve asistoli gibi istenmeyen yan etkileri azaltabilir; ancak her entübasyon öncesi uygulanması gerekmez.

Endotrakeal entübasyon uygulaması;

    Entübe edilecek çocukların baÅŸ ve boynuna verilen pozisyon çiçek koklama esnasında alınan pozisyona benzer. Akılda kalması açısından çiçek koklama pozisyonu uygun bir benzetmedir. Ağız yoluyla yapılan trakeal entübasyon (orotrakeal entübasyon) daha çabuk yapılabildiÄŸi için burun yoluyla yapılan entübasyona (nazotrakeal entübasyon) tercih edilir. İşlem sırasında laringoskop daima sol elle tutulmalıdır (sol elini kullananlar için özel yapım laringoskop deÄŸilse). Laringoskop bleydi aÄŸza orta hattan sokularak dil köküne kadar ilerletilmelidir. Epiglot görünür hale geldiÄŸinde laringoskop bıçağının ucu vallekula epiglottikaya yerleÅŸtirilir ve hafifçe yukarı kaldırılarak ses tellerinin görünmesi saÄŸlanır.

​

    Daha sonra endotrakeal tüp saÄŸ el ile çocuÄŸun aÄŸzının saÄŸ köÅŸesinden içeriye, ses tellerinin arasından trakeaya yerleÅŸtirilir (Resim 7A). Tüp laringoskop bleydinin açıklığından içeriye itilmeye çalışılmamalıdır. Çünkü bu açıklık, iÅŸlemi yapan kiÅŸinin larinks ve ses tellerini görmesi içindir. Endotrakeal tüp trakeaya yerleÅŸtirilirken gözle izlenmeli ve tüpün ses telleri arasından geçtiÄŸi görülmelidir. Bazen entübasyon esnasında larinks giriÅŸinin daha iyi görülebilmesi için diÄŸer kiÅŸinin trakeaya dıştan bası yapması gerekebilir. EÄŸer tüp kafsız ise ses telleri seviye iÅŸaretine kadar, kaflı ise kaf ses tellerini geçene kadar ilerletilir.

​

    Endotrakeal entübasyon iÅŸlemi 30 sn içinde tamamlanmalıdır. EÄŸer entübasyon iÅŸlemi 30 sn’den fazla sürerse oksijen ihtiyacı artmış olan çocukta hipoksi geliÅŸebilir. Endotrakeal entübasyon iÅŸlemi esnasında iÅŸlem 30 sn’yi geçmemiÅŸ olsa bile, çocukta solukluk, siyanoz, ağır hipoksi veya bradikardi geliÅŸirse iÅŸlem derhal sonlandırılmalı ve hemen çocuk Balon-Valf-Maske yardımıyla oksijenlendirilmelidir. Entübasyon öncesinde Balon-Valf-Maske ile solutmaya iyi cevap alınamamış ve entübasyon o an için zorunluysa, ÅŸartlara göre deÄŸerlendirme yapılarak iÅŸleme ara verilir veya devam edilebilir.

​

    Endotrakeal tüp trakeaya yerleÅŸtirildikten ve tüpün trakeada olduÄŸu doÄŸrulandıktan sonra çocuÄŸun başı normal pozisyona getirilmelidir. ÇocuÄŸun başının fleksiyonu tüpün içeriye doÄŸru ilerlemesine, ekstansiyonu ise tüpün dışarı çıkmasına neden olabilir. Bilinci kapalı bir çocuk entübe edilmiÅŸse ağızdan bir orofaringeal airway yerleÅŸtirilerek endotrakeal tüpü ısırarak havayolunu tıkaması engellenebilir. Trakeaya yerleÅŸtirilen endotrakeal tüp yüze flasterle tespit edilir ve üst dudak hizasına gelen uzunluk ölçümü kaydedilir.

    CO2 İzlemi; solukla atılan CO2 renk deÄŸiÅŸtiren aletler veya sürekli CO2 ölçen cihazlar yardımıyla deÄŸerlendirilir. Bu yöntemler dolaşımı iyi ve yeterli olan çocuklarda güvenilirdir. CO2 atılımı entübasyon sonrası en az 6 kez solunum yaptırıldıktan sonra deÄŸerlendirilmelidir. EÄŸer çocuÄŸun dolaşımı yeterli deÄŸilse, CO2 akciÄŸerlere taşınamaz ve solukla da atılamaz. Bu durumda tüp uygun yerde ve konumda bile olsa CO2 saptanamayabilir. Tüpte CO2 tespit edilmesi tüpün havayolu içinde olduÄŸunu gösterir ama uygun yerde olduÄŸunu garanti etmez. Tüp saÄŸ ana bronÅŸa girmiÅŸ olsa bile CO2 çıkışı olur. Bu nedenle bulgular

diÄŸer doÄŸrulama yöntemleri ile birlikte deÄŸerlendirilmelidir. CO2 renk deÄŸiÅŸtiren aletlerle (kolorimetrik kapnometre) ölçülüyorsa; alet normal koÅŸullarda mor renkli olup CO2 varlığında önce kahverengiye sonra da sarıya dönecek ÅŸekilde tasarlanmıştır. Bu yöntemle CO2 izlemi için entübasyon sonrası tüp ucuna CO2 algılayan alet takılmalı, dolaşımı iyi olan çocuÄŸa balon maske ile 6 kez solunum yaptırdıktan sonra aletin rengi deÄŸerlendirilmelidir.

    Entübe edilmiÅŸ bir çocukta yeterli solutma ve/veya oksijenlenmenin saÄŸlanamaması durumunda akla gelmesi gerekenler.

    Entübe edilmiÅŸ bir çocuÄŸun genel durumunun aniden bozulması halinde çocuÄŸun hayatını tehdit eden birçok olay meydana gelmiÅŸ olabilir.

3. Krikotirotomi

​

    Bazen çocuÄŸu Balon-Valf-Maske, endotrakeal entübasyon ya da baÅŸka bir alternatif havayolu gereci ile ventile etmek güç olabilir. Bu durum ÅŸiddetli yüz travması, larengeal ödem veya yabancı cisme baÄŸlı mekanik larinks tıkanması olan hastalarda görülür. Böyle bir durumda tıkanmanın alt seviyesinden havayolu açmak gerekir. Trakeostomi fazla zaman aldığı, oldukça fazla cerrahi beceri ve ekipman gerektirdiÄŸinden acil durumlarda uygulanması zordur. Bu durumda bir iÄŸne veya kanül ile trakeaya girilerek (iÄŸne ile krikotirotomi) oksijenlenme ve solunumun saÄŸlanması mümkün olabilir. İğne ile krikotirotomi iÅŸlemiyle

oksijenlenme genellikle baÅŸarıyla saÄŸlanabilirken solutma iÅŸlemi yetersiz kalabilir. Küçük çaplı kanülden oksijenli hava basınçla verilebilir; ancak ekspiryum pasif olduÄŸundan havanın geri çıkışı zor olabilir. Bu nedenle çok küçük hacimlerde ve hızlı solutma önerilmektedir.

 

Krikotirotomi uygulaması;

• ÇocuÄŸun omuzlarının altına bir havlu koyularak baÅŸ iyice geriye itilir böylece larinks öne doÄŸru gelir

• Tiroid ile krikoid kıkırdak arasında yer alan boÅŸluk bir parmakla hissedilir, burada krikotiroid zar bulunmaktadır.

• Ucuna kanül takılmış bir enjektör ile trakeaya girilir, krikoid zarda damarsal yapı çok az olduÄŸundan kanama ihtimali azdır.

• Trakeaya girilirken enjektörün pistonu çekilerek hava geldiÄŸi gözlenmelidir; trakeaya girdikten sonra iÄŸne kanülden çekilerek ucuna trakeal tüp baÄŸlantısı takılır.

• Trakeal tüp baÄŸlantısı ucundan balon-maske ile solunuma yardım edilir.

© 2012  - Tüm hakları saklıdır.

bottom of page